Şöyle söyleyeyim: Online alışveriş tam anlamıyla bir aşk-nefret ilişkisi. Bir yandan mutfakta patates soyarken bile telefon ekranından ayakkabı bakabilmenin konforu, öte yanda "Acaba bu elbise fotoğraftaki gibi mi gelir, yoksa masa örtüsüne mi benzer?" gerilimi. Ama yine de pes etmiyoruz. Hâlâ "sepete ekle" butonunun büyüsüne kapılmaya devam ediyoruz.

Ben de ne yalan söyleyeyim, zamanında saat 03.00'te sadece kargo bedava diye çorap takımı almış biriyim. Üstelik çoraplar hâlâ giyilmedi, çünkü desenleri gerçek hayatta… Nasıl desem, biraz “teyzemizin perdeleri” gibi.

Ama son zamanlarda bu iş iyice çetrefilli hâle geldi. Özellikle yurt dışından alışveriş tam bir kabusa döndü. Temu, Shein, AliExpress gibi sitelere gelen yeni kısıtlamalar, hele ki iade süreci zaten başlı başına bir sınavken, şimdi sınavı geçsen bile diploma verilmiyor. Önceden “beğenmezsem iade ederim” rahatlığı vardı. Şimdi gümrükle, vergiyle, hatta kargonun nerede olduğu bile belli olmayan süreçlerle uğraşıyoruz.

Bir de şu var: Ürün fiyatı 3 dolar, ama bir bakıyorsun gümrük, vergi, işlem ücreti derken 13 doları bulmuş. O da 3 hafta sonra gelirse şanslısın. Kargonun akıbeti bazen “kayıp eşya bürosu” düzeyinde bilinmez oluyor.

E hani online alışveriş hayatı kolaylaştıracaktı?

Bir yandan da şunu kabul edelim: Çalışan, çocuk bakan, ev işi yapan, bir de sosyal hayatla boğuşmaya çalışan biz kadınlar için online alışveriş çoğu zaman can simidi. Bir AVM’ye gidip saatlerce dolanacak zamanımız yok. Hele hele yaz sıcağında... Sırf bedenime uygun beyaz tişört almak için 5 mağaza gezmek mi, yoksa otobüste giderken uygulamadan seçip eve getirtmek mi? Tabii ki ikincisi.

Ama bu kolaylık zamanla bir bataklığa dönüşüyor. Gelen paket açılmadan kolide duruyor. "Belki değiştiririm, belki iade ederim" diye kenara atılıyor. Sonra unutuluyor. Evin bir köşesi adeta “Alıp da pişman olunanlar müzesi”ne dönüşüyor.

Peki çözüm ne?

Belki de biraz frene basmak. “İndirim kaçıyor” korkusuna değil, gerçekten ihtiyacımız olup olmadığına odaklanmak. Her güzel görünen şey alınacak değil. Her 4 dolarlık bluz hayat kurtarmıyor.

Online alışveriş hem nimet hem bela. İşlevli kullanırsan hayat kolaylaştırır. Ama ipin ucunu kaçırırsan kredi kartı ekstresine bakarken başını öne eğdirir.

Sonuç mu?

Sepete eklemeye devam… ama arada bir durup “Gerçekten ihtiyacım var mı?” diye sormayı da unutmayalım. Yoksa elimizde sadece fazla kargo kolisi ve eksik bakiye kalır.