TMMOB Sanayi Kongresi 2021 başladı

Bu haber 17 Aralık 2021 saat 11:31 'de eklendi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) adına Makina Mühendisleri Odası (MMO) tarafından 17-18 Aralık 2021 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan “TMMOB Sanayi Kongresi 2021” bugün Ankara’da MMO Eğitim ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle başladı. “Pandeminin Türkiye ve Dünyadaki Etkileri ve Kapitalizmin Açmazları” ana temasıyla toplanan kongrenin açılış konuşmaları MMO Başkanı Yunus Yener, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz tarafından yapıldı. Kongrenin açılış oturumunda Prof. Dr. Korkut Boratav “Pandemi Sonrası Başka Bir Dünya Mümkün mü?” başlıklı bir sunuş yaptı.

MMO Başkanı: Türkiye sanayisizleşiyor

MMO Başkanı Yunus Yener saray rejiminin yıkım ve felaket üreten politikalarının pandemi koşullarında artarak sürdüğüne dikkat çekerek başladığı konuşmasında özetle şunları söyledi:  “Pandemi, saray rejimi ve sermaye için baskı ve sömürüyü yoğunlaştırma vesilesi olarak değerlendirilmiş; sermayeye sunulan destekler artmış; esnafa, çiftçiye, emekliye, halka ise sadece gidin kredi alın, borçlanın denilmiştir. Kaynaklar emekçilerden ve sağlık alanından esirgenmiş, işsizlik ve yoksulluk artmış, esnek-güvencesiz çalışma biçimlerine meşruiyet kazandırılmıştır.

TMMOB Sanayi Kongresi’nin yıllardır altını çizdiği bir saptama var: Türkiye sanayisizleşiyor. 1930’lar ve 1960’lardaki ve ağırlıklı olarak kamu sanayi atılımlarında somutlanan Türkiye’nin sanayileşme süreci, planlama-sanayileşme-kalkınma üçlüsünün terk edilmesiyle birlikte kesintiye uğratılmıştır. Bu temel olguyla birlikte, bugün sanayinin düşük teknolojili üretimle, emek yoğun sektörlerle finansal spekülasyonlar ve mafyatik, oligarşik bir rant ağı ile kuşatıldığını söylemek mümkündür.

Sanayi ve imalat sanayinin milli gelir içindeki payı giderek azalmıştır

Üretim gücünün tahribi, dış borçlara ve ithal girdilere bağımlılık, borç ve faiz ödemelerinin büyüklüğü, inşaat-rant odaklılık vb. olgular, ülkemizin sanayileşmeden tamamen uzaklaştığını ortaya koyuyor. Üretimde ağırlık düşük teknolojilidir. Sanayi ve imalat sanayinin milli gelir/GSYH içindeki payı giderek azalmıştır. İmalat sanayi ve özel sektör üretken yatırım verileri yok düzeyindedir. Üretimin ve enerjinin ithalat bağımlılığının artmış olması gerçeği, gücü azalan sanayiyi ve dolayısıyla bütün toplumu zorlamakta, hayat pahalılığının kaynakları arasında yer almaktadır. Sanayi istihdamı dalgalı bir şekilde azalmaktadır. İstihdamda gerileme-işsizlik, işgücünün niteliksizleştirilmesi ve yoksullaşma paralel bir şekilde ilerlemektedir.

İktidarın sarıldığı “ucuz işgücü”, sömürünün ve sermaye kârlarının yoğunlaşmasının ve yoksulluğun ana kaynağıdır. Birikim tarzı-emek süreci ilişkisinde emek hep gerileyen taraftır. İktidarın sarıldığı “büyüme” olgusunda, planlama, sanayileşme, kalkınma, istihdamda artış, toplumsal refah yoktur. Toprak-inşaat-maden ve hazır varlık birikiminin yağmasına dayalı rant esaslı birikim süreci, sanayi katma değerinin kat kat üzerindedir.

Rant ekonomisi, ülkemiz ve halkımızı yoksullaştırıyor

Döviz kuru-faiz-enflasyon sarmalı, ithalata ve ucuz işgücüne dayalı ihracat yapısı ile yağmacı rant ekonomisi, ülkemiz ve halkımızın yoksullaşmasına, geleceğimizin karartılmasına yol açmaktadır. Serbestleştirme–özelleştirmeler, planlı kalkınma ile kamusal üretim-hizmet ve denetimin tasfiyesi, üretim ile ihracatın ithal girdilere bağımlılığı ve fason üretim olguları, sanayisizleşmeyi sürdürmüş, tarımı mahvetmiş, mühendisliği değersizleştirmiştir. Geçmişte Türkiye’nin kalkınma ve sanayileşme süreçlerinde önemli roller üstlenen mühendisler, tüm çalışanlar gibi, bu olumsuzluklardan en çok etkilenenler arasında yer alıyorlar.

Mevcut durumdan çıkış yolu, yıllardır dile getirdiğimiz üzere; emperyalizmden ve piyasa güçlerinden bağımsızlığı sağlayacak bir siyasi iradenin oluşumu; halkçı toplumcu planlama-kalkınma politikaları ve her alanda kamusal denetim ağlarının hakim olmasında, bu yöndeki bir demokratikleşme ve halk egemenliğinin tesis edilmesinden geçmektedir.”

TMMOB Başkanı: İktidarın bu ülkeye verebileceği hiçbir şey kalmadı

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, bizzat Cumhurbaşkanının bile kabullenerek, bizlere sabır ve metanet telkin ettiği bir kriz içinde olduğumuzu hatırlatarak konuşmasına başladı ve özetle şunları söyledi: “Kriz öncesinde 5 lira bile olmayan dolar kuru, bugün 15 lirayı aştı. Dışa bağımlı ekonomik yapımız nedeniyle paramızın değeri düştükçe üretim maliyetleri hızla arttı ve tüm ürünlerin fiyatları kontrolsüz biçimde yükselmeye başladı. Ücret ve gelirlerimiz, mal ve hizmetlerle aynı oranda artmadığı için de ülke olarak kitlesel bir yoksullaşma yaşadık.

Yıllardır uyguladıkları politikalarla bizleri bu büyük yıkıma sürükleyen iktidar çevreleri, “Ekonomik kurtuluş savaşı” dedikleri bu hikâyede, halkın yoksulluğunu silah olarak kullanmayı amaçlıyorlar. Halkını yoksullaştırmayı, halkın gönenç seviyesini düşürmeyi, halkını dünyanın geri kalanından koparmayı ekonomik öncelik olarak gören, parasını değersizleştirmeyi rekabetçi ekonomi olarak tanımlayan bir iktidarın bu ülkeye verebileceği hiçbir şey kalmamış demektir. Rekabet yoklukta, yoksullukta olmaz, gönençte olur.

Emekçiler yoksulluk reçetesini yırtıp atacaklar

Şimdi bu felaketin içinde yaşıyoruz. Ve bu felakette siyasi iktidarın bize vaat ettiği tek şey, daha fazla yoksulluk… Siyasi iktidarın tüm baskı ve zorbalığına rağmen ülkenin dört bir yanında geçinemiyoruz çığlıkları sokaklara taşmış durumda. Öğrenciler geçinemedikleri, barınamadıkları için seslerini yükseltiyor. İşçiler insanca yaşayabilecekleri bir ücret için meydanları dolduruyor. Mühendisler, mimarlar, şehir plancıları ülkenin dört bir yanında emeğine, mesleğine, haklarına sahip çıkmak, sorunlarına çözüm bulmak için eylem yapıyorlar. Bu ülkenin emeğiyle geçinen kesimleri seslerini yükselttikçe, yan yana geldikçe kendilerine dayatılan bu yoksulluk reçetesini de yırtıp atacaklardır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

İktidar kendi önceliklerini, halkın sağlığının önüne koydu

Covid-19 salgınının ortaya çıkışının üzerinden tam 2 yıl geçti. Ülkemizde resmi rakamlara göre 80 bine yakın, gerçekte ise 200 binin üzerinde ölüm olduğu ifade ediliyor. Pandeminin daha ilk günlerinde Cumhurbaşkanı’nın dile getirdiği “Yaşanan bu durum Türkiye ekonomisinin öne çıkması için fırsattır” yaklaşımı, iktidarın salgın dönemindeki tüm kararlarının belirleyicisi oldu. Salgın boyunca iktidar kendi önceliklerini, halkın sağlığının önüne koydu. Salgınla mücadele tümüyle sağlık sisteminin üzerine, sağlık çalışanlarının omuzlarına bırakıldı. Sürecin bilimsellikten ve şeffaflıktan uzak yürütülmesi salgının toplumsal sonuçlarını artırdı.

Bu süreçte milyonlarca kişi işini, ekmeğini, gelirini kaybetti ve bu kayıpların telafisi için etkin önlemler alınmadı. Ülkemizde siyasi iktidarın tüm işbilmezliğine ve işgüzarlığına rağmen, daha büyük kayıplar yaşanmamışsa eğer, bunu sağlık çalışanlarının özverisine ve yıllardır sağlığın ve sosyal güvenliğin özelleştirilmemesi için mücadele eden toplumsal muhalefet güçlerinin gayretine borçluyuz. Şirketlerin doymak bilmez kâr hırsına karşı, herkes için parasız, nitelikli, erişilebilir sağlık hakkını savunanların kararlı duruşuna borçluyuz. TMMOB olarak bu duruşumuzdan bir adım bile geri atmadan, başta eğitim ve sağlık olmak üzere tüm kamusal hizmetlerin özelleştirilmemesi, piyasalaştırılmaması için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Kongre sonuç bildirisi, kongrenin ardından kamuoyuna açıklanacak. Kongreye sunulan bildiriler de kongrenin ardından kitap olarak basılarak kamuoyunun kullanımına sunulacak.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.