Yılların deneyimli gazetecisi ve medya ombudsmanı kimliğiyle tanınan Faruk Bildirici, gazetecilikte etik sorunlardan yapay zekânın mesleğe etkisine kadar pek çok konuda internet haber sitemize özel açıklamalarda bulundu. Gaziantep doğumlu Faruk Bildirici, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesinden mezun oldu. Fakülteyi daha bitirmeden 1980 yılında Cumhuriyet Gazetesinde mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet’e geçerek 2019 yılına kadar burada çalıştı; araştırma yazıları, portre dizileri ve kitaplarıyla dikkat çekti. 2010 yılından itibaren Hürriyet’te okul temsilciliği görevini üstlenen Bildirici, medya etiği üzerine yoğunlaştı. 2019 yılında Hürriyet’ten ayrıldıktan sonra CHP kontenjanından 3,5 ay kadar RTÜK üyeliği yaptı. Şimdilerde ise başta kendi sitesi olmak üzere 9 ayrı kurumda ‘Bağımsız medya ombudsmanı’ olarak çalışmalarını sürdürüyor.
“BAĞIMSIZ OLMADIĞINIZDA SİZİ SINIRLANDIRIYORLAR”
Kendisini “bağımsız medya ombudsmanı” olarak tanımlayan Bildirici, medyada gördüğü etik sorunlara dikkat çektiğini ve kurumlara standartlar konusunda katkı sunduğunu belirterek şu açıklamalarda bulundu: ‘Medya ombudsmanı aslında daha kaliteli gazetecilik yapılması için bir tür etik denetimdir. Çünkü gazetecilik herkesin yapabileceğini düşündüğü bir iş gibi algılanıyor. Oysa bu meslek kuralları ve standartları olan bir faaliyettir. Bu nedenle en doğrusu, bizim kendi kendimizi denetlememizdir. Bir yanlış yaptığımızda, etik ihlal söz konusu olduğunda bunu yine biz gazetecilerin düzeltmesi gerekir. Ben de bu anlayışla etik denetim yapıyorum. Bağımsızlık bu noktada çok önemli. Bağımsız olmadığınızda sizi sınırlandırıyorlar, editöryal olarak özgür olamıyorsunuz. Ben çalıştığım kurumlarda yaşanan tartışmalı durumları inceleyip değerlendirmelerimi paylaşarak çözüm üretmeye çalışıyorum” ifadelerini kullandı.
“GAZETECİLİĞİN ÖZÜ İNSANI KORUMAKTIR”
Etik sorunlara örnek veren Bildirici, int*har haberlerinin yazılış biçiminin toplum sağlığı açısından büyük risk taşıdığını söyledi: “İnt*har haberleri ancak kamuyu ilgilendiren istisnai durumlarda verilmelidir. Bugün ise genç bir öğrencinin ya da bir hemşirenin int*harı günlerce televizyonlarda, gazetelerde yer alıyor, hatta yöntemi bile yazılıyor. Bu, insanı gözetme ilkesine tamamen aykırıdır. Çünkü gazeteciliğin özü insanı gözetmek, insanı korumaktır. Standartlara uymadığınızda insanlara zarar vermiş oluyorsunuz” dedi.
”HABERLERDE İNSAN DOKUNUŞU ŞART”
Yapay zekânın medyadaki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bildirici, teknolojinin haberciliği şimdiden etkilediğini belirterek, özellikle rutin haberlerde kullanılabileceğini söyledi. Bildirici, “Spor karşılaşmaları gibi standart haberleri yazabilir, bunda bir sorun yok. Ancak yaratıcılık insana aittir. Röportajlar, araştırmalar ve yorumlarda insan dokunuşu şart” şeklinde konuştu.
Basılı medyanın giderek gerileyeceğini ve dijital mecraların gazetecilikte daha da öne çıkacağını vurgulayan Bildirici, haber dilinde yaşanan değişime de dikkat çekti. Eskiden “ters piramit” kuralının geçerli olduğunu hatırlatan Bildirici, “Artık çoğu haberde başlık sadece ipucu veriyor, en kritik bilgi sona bırakılıyor. Bu yöntem, okuyucuyu sayfada daha uzun tutmayı amaçlıyor ama temel gazetecilik ilkeleriyle çelişiyor” ifadelerini kullandı.
Yapay zekânın başlık atma, çeviri ve deşifre gibi işlerde destek sağlayabileceğini ancak mutlaka editöryal denetim gerektiğini dile getiren Bildirici, son kontrol yapılmadığında ciddi hataların ortaya çıkabileceğini söyledi.