Yazılarımız “Orantısız mizah içerir” dediysek gırgır şamata yazacak değiliz. Burada maksat zülfiyare dokunmak, ciddi ve klasik yazmanın ötesinde mizahi unsurlar katarak meramı daha iyi anlatmaya çalışmak.


Son dönemde yaşanan bir olay var ki gülsek mi ağlasak mı bilemedim.


Bir deprem ülkesi olan ülkemizde son yaşanan Elazığ-Malatya depremi bize depreme hazırlıklı olmanın ve garkında olmanın ne kadar lüzumlu olduğunu gösterdi.


Ama bazıları bizi şaşırtmaya devam ediyor.


Aslında şaşırmamak mı gerek bilemedim.


Vicdanları ve bazı olumlu duyguları olmayanlar her şeyi kendilerine fırsata çevirip milletin hayatını hiçe sayıyor.


DEPREM İSTASYONLARI ÇALINDI


İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Eşref Yalçınkaya bir açıklama yapmış:


“Üzülerek belirtmeliyim ki tüm uyarılara ve bilgilendirmelere rağmen Tekirdağ Şarköy arazide konumlanmış deprem kayıt istasyonlarımızdan (sismometrelerden) üç tanesi Elazığ depreminin yaşandığı günlerde yağmalandı.


İki istasyonda deprem kayıt cihazı, akü, güneş paneli tamamı sökülüp götürülürken, bir istasyonda güneş paneli akım rölesi kesilerek alınmış.


Kayıt cihazları içindeki 3-4 aylık tüm deprem verileriyle kayıp.


Bu istasyonların Silivri, Akhisar, Elazığ gibi çok önemli depremleri kaydettiğini umuyorduk.


Üstelik bu kayıt cihazlarını kim aldıysa hurda niteliğinde, bir işine yaramaz. Umarım bunun farkına varır ve geri bırakır.


Hırsıza sesleniyoruz,


Lütfen hiç olmazsa kayıt cihazlarını geri getir. Deprem senin içinde büyük bir tehlike, üstelik en çok senin gibi gariban vatandaşın canını yakıyor. İçinde bilimsel araştırma yapabileceğimiz veriler var, ekonomik bir değeri yok. Varsın akü, güneş paneli senin olsun.”


Ne diyelim, Allah hırsızlara akıl, izan ve vicdan versin.


İnşallah bu çağrıyı duyup gereğini yaparlar.