HACI BEKTAŞ-I VELİ’NİN KABRİ POLATLI’DA MI?

Bu haber 23 Temmuz 2022 saat 12:48 'de eklendi.

Türk tarihinin en önemli mutasavvıflarından olan alim ve İslam filozofu Hacı Bektaş-ı Veli’nin hayatına dair uzun süredir araştırmalarını sürdüren Polatlı Belediyesi; elde edilen yeni bilgi ve bulguları Güldeste Konak’ta düzenlenen toplantıda kamuoyu ile paylaştı. Polatlı Belediye Başkanı Mürsel Yıldızkaya’nın katılımlarıyla gerçekleştirilen Türkiye ve Polatlı Tarihi Konusunda Yaşanan Yeni Gelişmeler ve Yeni Bulgular Hususunda Bilgilendirme ve İstişare Toplantısı’nda katılımcılara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş-ı Veli Araştırma Merkezi’ne bağlı Akademisyenler ve Hacı Bektaş-ı Veli’nin Polatlı’da yaşadığına, kabrinin Polatlı toprakları üzerinde bulunduğuna dair araştırmalarını yıllardır sürdüren Polatlı Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü Murat Kurt tarafından bilgilendirme yapıldı.

VELAYETNAME’DE ADI GEÇEN TÜM BÖLGE İSİMLERİ POLATLI’YI İŞARET EDİYOR

Firdevsî-i Rûmî tarafından kaleme alınan Velayetname adlı eserde Hacı Bektaş-ı Veli’nin yaşamını sürdürdüğü ve defnedildiği yer ve bölge isimlerinin tümünün Polatlı toprakları üzerinde bulunduğuna dair hazırlanan sunum Polatlı Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü Murat Kurt tarafından gerçekleştirildi. Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş-ı Veli Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Taşğın konuya ilişkin yaptığı konuşmada Hacı Bayram Veli’nin yaşamına ilişkin Velayetname adlı eserde adı geçen Tekke, Bacı, Karacaahmet, Hacı Tuğrul, Suluca, Karahöyük ve Çile Dağı isimlerinin tümünün Polatlı topraklarında, birbirlerine yakın lokasyonlarda bulunduğuna dikkat çekti. Türkiye ve Polatlı tarihinde Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgili yürütülen tüm çalışmalara yeniden yön verecek hususların masaya yatırıldığı İstişare Toplantısı’na; Polatlı Belediye Başkanı Mürsel Yıldızkaya, Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş-ı Veli Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Taşğın, Alevilik ve Bektaşilik Uzman Araştırmacı İbrahim Bahadır, Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektör Danışmanı Fethullah Güner, Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş-ı Veli Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Bostancı, Hacı Bayram Veli Üniversitesi Polatlı Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu Müdürü Abuzer Kalyon, Belediye Meclis Üyeleri, Siyasi Parti Temsilcileri, Sivil Toplum Kuruluşu, Oda ve Dernek Başkanları, Mahalle Muhtarları ve Basın Mensupları katıldı.

AKADEMİSYENLER TARİHİ NOKTALARI YERİNDE İNCELEDİ

Toplantıda Hacı Bektaş-ı Veli’nin Polatlı toprakları üzerinde yaşadığına ve Polatlı’ya defnedildiğine dair bulguların; üniversiteler tarafından başlatılacak olan akademik çalışmalara ve tezlere ışık tutacağı dile getirildi. Polatlı Belediyesi ve Hacı Bayram Veli Üniversitesi işbirliği ile gerçekleştirilen istişare toplantısında gündeme getirilen iddialar katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı. Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş-ı Veli Araştırma Merkezi’ne bağlı akademisyenler toplantının ardından Halkla İlişkiler Müdürü Murat Kurt’un rehberliğinde Velayetname’de adı geçen; Tekke Köyü, Hacı Tuğrul Köyü, Hacı Tuğrul Baba Türbesi, Sulucakarahöyük Bölgesi, Bacı Köyü ve Çile Dağı’nı ziyaret ederek bulguları yerinde inceledi.

BAŞKAN YILDIZKAYA: POLATLI POTANSİYELİNİN FARKINDA OLAN BİR ŞEHİR

Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Polatlı Belediye Başkanı Mürsel Yıldızkaya şunları söyledi; “Polatlı hareketli, canlı, yeniliklere açık, potansiyelinin farkında olan bir şehir. Polatlı bir, üretim ve tarım şehri. Polatlı sanayi şehri olma yolunda ciddi adımlar atmış, mesafe almış bir şehir. Polatlı üniversite şehri olmak istiyor bu konuda çalışmaları malum. Polatlı il olmak istiyor bir kaç aydır gündemde. Bunların hepsi İnşallah yavaş yavaş gerçekleşir ama Polatlı’ya tarihi bir perspektiften bakarak 2014 yılında göreve geldikten sonra bizzat bu şehrin tarihi değer ve kıymetlerini hem şehrimize hem ülkemiz insanlarına anlatmaya ve tanıtmaya özen gösterdik. Bu amaçla Sakarya Meydan Muharebesi alanlarının tanıtımı için POTA adını verdiğimiz bir birim oluşturduk. Geçen sene bu büyük zaferin 100. Yılını idrak ettik. Bu konuda beraber çok geniş kapsamlı programlar yaptık. Artık Sakarya Meydan Muharebesi çok daha bilinen bir hal aldı. Sakarya denilince Adapazarı akla gelirken bu konuda yaptığımız çalışmalarla ciddi mesafe aldık. Tabi bu Türk tarihi açısından bir kırılma noktasıydı ve her Türk evladının bilmesi gereken bir mücadeleydi. Atatürk’ün bizzat idare ettiği bir destandı. Bunu anlatmak için Polatlı Belediyesi bütün güç ve imkanlarıyla alanda oldu ve olmaya devam edecek. Bir diğer tarihi değerimiz Frig medeniyetinin başkenti Gordion şehri ve oradaki tümülüsler. Bu konuda da çalışmalarımız var. Özellikle UNESCO asıl listeye girmek için hazırlıklarımızı yaptık. Türkiye’den sadece bizim dosyamız geçtik. Geçen sene UNESCO heyeti geldi onları ağırladık. İnşallah ilk yapılacak UNESCO toplantısında Gordion’un kültür mirası asıl listesine gireceğini ümit ediyoruz. Polatlı şehir merkezi itibariyle belki 100 yıllık bir geçmişe sahip ama bizim yaşadığımız Polatlı topraklarında 1000 yıllardır medeniyet izlerini görmek mümkün. Özellikle Anadolu’nun Türkleşmesinde, İslamlaşmasında büyük faydası olduğunu bildiğimiz Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgili çalışmalar yaptık. Ulaştığımız bilgilerle hocalarımıza ulaştık, onların bilgilerini aldık.”

TAŞĞIN: POLATLI BİR BEL KEMİĞİDİR

Daha sonra kürsüye çıkarak konuşma gerçekleştiren Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş-ı Veli Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Taşğın, konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Polatlı Anadolu’nun eşiğinde ve beşiğinde bir yer olduğunu ifadesini kullandı. Akdeniz’in ve Karadeniz’in Türk Müslüman yurdu haline getirilmesi en önemli sosyal sermaye ve insan kaynağı Polatlı ve çevresidir. Bu çevredeki yerleşik oğuz boyları ve bu boyların oymakları ve obalarının buradaki isyanla burada gerçekleştirdikleri Türk İslamı Horasan ve Azerbaycan irfanın Anadolu’da gerçekleşmesi ve kökleşmesinde uzun yıllardır burada yerleşik olan bu Oğuz boyları bu defa Karadeniz’in karşısına yerleştirilmiş ve burada isyan etmeye başlamışlardır. Ne zamandan itibaren Selçukludan itibaren ve Osmanlı devletinin son dönemine kadar yani 16.ve 17. yüzyıl kadar buradan göçler olmuş ve sürekli Balkanlar Rumeli buradaki yerleşik o geleneği, hafızayı, tarımı, hayvancılığı, üretmeyi, esnafı buradaki yerleşik olandan o birikimi alıp buradan götürmüşlerdir. Doğal olarak bu yüklü hali sürekli başka bir yere yeni nesil, yeni kuşak verirken kendisi zayıf düşmüş ve böylece buralar ısız hale gelmiştir. Şimdi zan ediliyor ki Polatlı eskiden de böyle şimdi ilçe merkezi çok canlı ve hareketli, dinamik müthiş bir enerji var burada ve birikim var sürekli atılgan halde duruyor millete memlekete kendi topraklarına sahip heyecanı olan bir şehir, ama bu çevre birikim tarihin böyle belirsiz hale gelmesinin nedeni sürekli bu yükünün hep başka yere ve başka topraklara taşınmasından kaynaklanmıştır. Bir tanesi bu ana gövdeyi yani gövdeyi ayakları ve ikisini de bir arada tutan kuşak bel kemiği Polatlı ve çevresi olmuştur. Bunu asla aklınızdan çıkarmayın bu toprakların bir Türk Müslüman yurdu olmasının Azerbaycan ve Horasan bağlantısını ve buranın Akdeniz, Karadeniz ve Rumeli ile olan bağlantısı sağlayan Ankara ve Polatlı’dır.”

POLATLI AHİLERİN MERKEZİ OLMUŞTUR

“Orta Anadolu’ya yayılan bu bölge önce Anadolu Selçuklularının sınırlarını katmalı bir şekilde takip etmiş ardında Ahileri beslemiş ve Ahilerin merkezleri Polatlı olmuştur. En önemli Osmanlının Selçukludan itibaren kuruluşunda en önemli teşkilatlardan bir tanesi bacı teşkilatıdır. Kadınların organize ettiği onun merkezide Polatlı’dır. Sadece Polatlı için kadınların kurduğu bunda 700 veya 800 yıl önce Polatlı çevresinde kadınların isyanı organizasyonu buradaki üretime, ticarete, hayatlarındaki katılımlarda gösterdikleri o çaba ve gayretin en üst düzeyde yapılan yer Polatlı’dır. Köyün adı Bacı türbesinin adı da Bacı türbesidir. Polatlı için dünya çapında bir başka marka olacak onu iyi tanıtabilecek yerlerden biride bu yerdir. Bacı teşkilatı ayrıca Polatlı’da hem Ahileri yerleşmesini sağlamıştır. Hem de Horasandan ve Türkistan’da büyük ariflerin ve alimlerin tutunmasını sağlamıştır.”

POLATLI BUGÜN YİNE AYNI POTANSİYELDEDİR

“Moğol grupları tarafından yok edilen Oğuzların yeniden bir cihan devletine dönüşmesini sağlamasında Hacı Bektaşi Velinin çabaları ve gayretleri çok büyük rol oynamıştır. Hacı Bektaşi Veliyi Rum dünyasına tanıtan ve tutan onu koruyan gözeten teşkilatın başkanı Fatma Bacı Polatlı’dadır ve halen Polatlı’dadır. Hacı Bektaşi Veliyi Anadolu’da tutan Selçuklu ve Osmanlı devletinin temelini atana adamlardır.  Hacı Veli Bektaşi ayakta tutan ikinci kişi ise Hacı Tuğrul’dur. Hacı Tuğrul’un türbesi yine Polatlı’dadır. Üçüncüsü Karaca Ahmet aynı zamanda kendi dönemini bugün epilepsi bu amansız hastalığın tedavisi yapan hocadır Karaca Ahmet bugün halen onun adında bulanan türbelerde bu rahatsızlıktan önemli bir kısmı burada dua edip şifa buluyorlar. En önemli Selçuklunun Moğollarla birlikte çok ciddi bir yıkıma uğradığı yerleşik köylü tarım, hayvancılık, üretim, ilmiyenin, tekkelerin ve zaviyelerin darmadağın olduğu bir dönemde onların toparlanmasını ve onların korunup gözlenmesini, onların yeniden ayağa kalkmasına sağlayan yer Polatlı’dır. Polatlı’daki tekke ve zaviyeler ikinci Osmanlı devletinin kuruluşunda yine bu tekke ve zaviye buradaki saydığım insanlar yapmıştır. Devlet Trakya ve Balkanlara doğru hareket etmiş buradaki yerleşik olan götürmüş ve oraya yerleştirmiştir. Onun için Polatlı bu tarihi birikimi iki devletin ayakta duruşunu ve Polatlı yakın yüzyılda Yunanlılarla postalarını burada Polatlı’da sökmüşlerdir. Bu kutsal topraklardan namahrem postalarını silen bu gazilerin ve şehitlerin toprağıdır. Polatlı bugün yine aynı potansiyeldedir. Horasan erenleri ve Azerbaycan gerçeklerinin Anadolu’da yaptığı bu faaliyetlerin ve isyanların ve bu organizasyonla yeniden hatırlayarak ve düşünerek onlara kafa yorarak yeniden bu yeni dünyada bin yıllık yeni bir programın adımı burada bu toplantı ile atılıyor ve hafıza yenileniyor ayrıca bu toplantı ile Oğuz boyları yeniden doğuyor ve canlanıyor.”

HÜNKÂRI ANLATAN ESER

Polatlı Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü Murat Kurt sunumunda şunları anlattı; “Araştırma merkezinin adını taşıdığı Hacı Bektaş Veli’ye ait eserleri bir külliyat halinde bir araya getirme projesi çok eskilere dayanmaktadır. Farklı kuruluş ve kişilerce yayınlanan Hacı Bektaş Veli’nin eserleri üzerinde akademik bir bakış açısıyla hareket edilmediği çok az kısmının doktora veya yüksek lisans çalışmasıyla sınırlı kaldığı bilinmektedir. Bunların çok azıda kitaplaştırılarak yayınlanmıştır. Hacı Bektaş Veli’yi en iyi anlatan velâyetnamenin bir çok nüshası bulunmaktadır. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Merkezi velâyetnamenin bu nüshaların gözden geçirilerek bir arada basımı ve yayımının yapılmasına karar vermiştir. Nüshaların tespiti kolay olmamakla birlikte Türkiye ve Türkiye dışından bir çok kütüphanenin katalogları taranarak yapılan tespit çalışmasının yanında özel kişilerin ellerinde bulunan nüshalarda bir araya getirilmiştir.”

VELÂYETNAME YAZMA GELENEĞİ

“İslami inanışa göre velilik makamına ulaşmış din büyüklerinin yaşamını anlatan eserle velâyetname denilir. Bu tür eserlerde, velilerin yaşamlarının yanı sıra değerli sözleri, insan ilişkileri, dini ve sosyal hayata bakış açıları, tarihi bazı olaylar, geleneklerin uygulanış biçimi ve kerametleri konu alınmaktadır. Veli, Allah dostu anlamına gelmekte olup velâyetname ise velâyet kitabı demektir.Menakıbnamelerin dokusu, meydana getirildiği toplumun örf, adet, gelenek ve bunlara bağlantılı bilgi, duygu, düşünce, davranış kalıpları ile sembolleşen değer yargılarına ve devrinin dini, iktisadi, kültürel yapısına ait unsurlar ile örülmüştür. Bu açıdan bakıldığında menakıbnameler, edebi değerlerinin dışında birer folklor ve antropoloji hazinesi özelliği de taşırlar. Hacı Bektaş Veli Velâyetnamesi, menakıbnamelerin yukarıda sıralanan bütün özelliklerini bünyesinde toplayan ve Türk menkıbe geleneği içerisinde özel bir yeri olan eserlerdendir. Bilindiği gibi bu eserlerin en ehemmiyetlilerinden biri de Hacı Bektaş Veli Velâyetnamesi’dir. Moğol akınlarından kaçarak Anadolu’ya sığınmış göçebe Türk boylarının kendi içinde yetişen, onların manevi, içtimai ve siyasi hayatlarında önemli rol oynamış olan Hacı Bektaş Veli’nin hayatı, erkânı ve kerametleri ve yolu üzerine müritleri tarafından bir araya getirilmiş menkıbelerin toplamı olan bu eser, Dini-Tasavvufi Türk Edebiyatında yer alan menakıbnameler içinde en tanınmış ve en yaygın olanıdır. Hacı Bektaş Veli Velâyetnamesi’nin müstensihinin kimliği hususunda yağın kanaat onun ‘Firdevsi-i Rumi’ ve ‘Firdevsi-i Tavil’ lakabıyla tanınan Bursalı İlyas Bin Hızır olduğu yolundadır. Firdevsi-i Rumi, Fatih ve II. Bayezit devrinde yaşanmış. Velâyetnamenin çeşitli tarihlerde el yazısıyla kopyalanmış Türkiye Kütüphanelerinde pek çok yazması vardır. Bu yazmalar üzerinde ilk çalışmayı Sefer Aytekin ve Abdülbaki Gölpınarlı’nın 1034 tarihli velâyetname yazmasını esas olarak yaptılar. Daha sonra ErichGross tarafından Almancaya yapılan tercümesi ve Bedri Noyan’ın manzum nüsha yayını da mevcuttur. Hacı Bektaş Veli Velâyetnamesini bir Polatlılı olarak Polatlı coğrafyasını bilen bir kişiler olarak okuyunca çok şaşırdık çok ilginç bulgularla karşılaştık. Elimizde velâyetname ile yaklaşık 60 kilometrelik bir alanı karış karış gezdik. Yıllardır yaptığımız çalışmaları Hacı Bektaş Veli Velâyetnamesi ve Polatlı başlığı altında sizlerle paylaşacağım.”

VELAYETNAME SAYFA 201

“Hünkâr Hacı Bektaş Veli Velayetnamesinde Hazret-i Hünkârın Anadolu Erenleri ‘ne  Batından Selam Vermesi Olayı anlatılmaktadır. Hazreti Hünkâr Anadolu’ya yaklaşınca mana âleminden Anadolu Erenleri ’ne selam verdi. Hünkâr selam verdiği zaman elli yedi bin Anadolu Erenleri sohbet etmekteydiler. O zaman Rum’un gözcüsü Karaca Ahmed’di. Hünkâr’ın selam verdiği Fatma Bacı’ya malum oldu. Fatma Bacı Sivrihisar’da Seyid Nureddin’in kızıdır. Karaca AhmedSeyid Nureddin’in mürididir. Erenler sordular ‘’bahsettiğin er kimdir, ne taraftan gelmektedir?’’ Fatma Bacı ‘’kendisi Horasan Erenlerindendir ama Kâbe tarafından gelmektedir’’ dedi. Orada bulunan erenlerin hepsi ‘’ne yapsak da o er Anadolu’ya girmese’’ dediler. Hazreti Hünkâr Anadolu sınırına gelince yolunu kapattıklarını gördü ‘’bismillah ve bi’llah dedi velayetle sıçradı arşın tavanına ulaştı. Hünkâr orada güzel bir güvercin şekline girdi ve havada kanat çırparak Suluca Karahöyük’e indi. O Eren Anadolu’ya geldiğini yolunu bağlayamadıklarını anladılar o zaman Karaca Ahmed Anadolu gözcüsüydü. Karaca Ahmed manevi âlemde seyre çıktı. Sonra başını kaldırıp ‘’Anadolu’nun tamamına göz gezdirdim baktım ama öyle bir kimse yok her canlı kendi eşiyle ve kendi cinsleriyle birlikte durur fakat Karahöyük’te bir güzel güvercin tek başına oturmakta’’ dedi. Anadolu Erenleri birisi doğan şekline bürünüp onu bulunduğu yerde avlasalar dediler. Hacı Denizli dedikleri bir er ‘’izin verirseniz doğan şekline girip güvercini avlayayım’’ dedi. Hacı Denizli hemen o anda doğan şekline girip havaya uçtu. Havadan hızla Hazreti Hünkâr’ın üzerine indi, pençesiyle yakalayacağı mesafeye gelince Hazreti Hünkâr tekrar insan suretine büründü. Hünkâr Hacı Tuğrul’u doğan suretinde inerken yakaladı. Öyle kuvvetli bir şekilde sıktı ki Hacı Denizli’nin aklı başından gitti. Hacı Bektaş Veli’nin Anadolu’ya gelişini yukarıda kısaca paylaşmaya çalıştım. Bu bölümde adı geçen insanların ve yerlerin isimlerine dikkatlerinizi çekmek istiyorum,
-Sivrihisarlı Seyid Nureddin
-Fatma Bacı
-Karaca Ahmet
-Hacı Tuğrul, (Hacı Denizli)
-Suluca Karahöyük.

Sivrihisarlı Seyid Nureddin Polatlı’ya 58 kilometre mesafede Sivrihisar’da kabri bulunmaktadır. Mezarı otogarın karşısında park içindeyken 1960 yılında Kumluyol Mezarlığı’na nakledilmiştir. Profesör Doktor Hüsrev Subaşı Seyid Nureddin’in mezar taşını Hoşkadem Camii’nin kıble duvarının sol köşesinde bulmuştur. Halen kitabe bütünüyle okunmamıştır.”

VELAYETNAME SAYFA 853

“Hacı Bektaş Veli Velâyetnamesi’nde O Cihanın Kutbu, Bütün Evliyaların Başı Hazret-i Hünkâr Hacı Bektaş Veli (K.S.A) Ahirete göçeceğini Hissetmesi Üzerine Sarı İsmail Padişah’a Ettiği Vasiyet Anlatılmaktadır. İsmail’im ‘’sözümü dinler benim en iyi halifemsin’’ dedi. ‘’Bugün günlerden Perşembe’dir ben öleceğim sakın benim için yas tutma ben halvethâne de  can verince cesedimin üzerini ört kapıyı sıkıca kapat dışarı çık, Çile Dağı’na doğru bak. Yüzü örtülü yeşil elbiseli boz atlı birisi gelecek. Atından inip yanıma gelecek üzerimde Yasin okuyacak. O boz atlı benim hizmetlerimi yapacak ve beni toprağa verecektir. Ona sakın engel olma ona hiçbir şeyde sorma. Hizmeti tamamlanınca o atına binip gidince de sakin ol. Kadıncık Ana’nın oğlu bir süre Tekke’de türbedarlık yapsın. Sana bir vasiyetim daha var vasiyetimi yerine getir ki Allah sana rahmet etsin. Ben bu dünyadan gidince cenazemi Tekke’nin içine gömün’’. Uzaktan yakından Anadolu’nun her köşesinden Çerağ uyandıran erlerin hepsi atlı veya yayan cenazeye geldiler. Seyit Mahmud Hayrani geldi erenlerin önderi Karaca Ahmed’de geldi. Kimisi ayakta kimisi oturarak Çile Dağı tarafına bakıyorlardı. Çile Dağı tarafından bir genç çok net bir şekilde göründü, yeşil giysili, boz atlı, elinde yeşil bayrak olan yüce kişi, onu herkes Hızır zannetti. Genç ve yaşlı kim varsa onu karşılamaya gitti. O himmetli kişi Tekke’nin kapısına geldi. Erenlere işaretle selam verdi, herkes saygıyla kendisini karşıladı. Tekke’ye kadar atının önünde yürüdüler. Farz ve sünnete uygun olarak yıkadılar. Cennet giysisinden kefene koydular. Tabutun içine koyarak götürdüler, Kur’an okuyup tekbir getirdiler. Musalla taşına getirip kıbleye karşı koydular. O boz atlı geçip imamlık yaptı erenlerle beraber durdular. Erenlerle namaz kıldıktan sonra cemaat mezara gitti. Erenler serverini kendi eliyle o er defnetti. Hünkâr’ın cenazesiyle ilgili hizmetler ne ise hepsi tamamlandı. Velayetnamede Hacı Bektaş Veli’nin ölümünü anlatan bölümü özet olarak bahsettik.

Bu bölümde dikkatlerinizi
-Çile Dağı

-Karaca Ahmed
-Tekke

çekmek istiyorum. Karaca Ahmet Polatlımızın köyüdür. Tekke, Karaca Ahmet köyüne 5 kilometre mesafede bulunan içinde üç kabrin yer aldığı mevkidir. Çile Dağı İç Anadolu Bölgesinde, Polatlı’nın kuzeyinde yer alan ve yüksekliği 1440 metre olan bir dağdır. Çile Dağı, Karaca Ahmet ve Tekke’nin Türkiye’de aynı konumda bulunduğu tek yer Polatlı’dır.Velayetnamede Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin Yunus Emre’yi Tapduk Emre’ye göndermesi olayı anlatılmaktadır.”

VELAYETNAME SAYFA 447

“Yunus’un doğduğu yer Sivrihisar Şimal Sarıgök dedikleri yerdir, mezarı da oradadır. Orada çiftçilik yapan fakir birisiydi. O sene sert rüzgârlar estiğinden ekinler çok zayıf olmuştu. Erenlerin halka yardımlarını işitince bir bahane hünkârın yanına gitmek istedi. Ondan nafakası için biraz yiyecek alacağını ümit ediyordu. Yolda giderken öküzüne biraz aluç yükleyip Suluca Karacahöyük’e Hünkâr’ın Dergâhına getirdi.Velayetnamede Yunus Emre ile ilgili bölümü özet olarak bahsettik. Burada dikkatlerinizi Sivrihisar Şimal Sarıgök denilen yerde Yunus Emre Türbesi bulunmaktadır. Bu türbe ile Nevşehir Hacıbektaş ilçesi ortalama 300 kilometre mesafededir. Fakir bir köylünün bir çuval buğday almak için 300 kilometre gitmesi mümkün değildir. Ancak Polatlı’da bulunan Suluca Karahöyük mevkii Yunus Emre Türbesi’ne yaklaşık 75 kilometre mesafededir.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.