GÖK, ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ POLATLI’DA KUTLADI

Bu haber 25 Kasım 2022 saat 9:44 'de eklendi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Levent Gök, Polatlı’yı ziyaret ederek 24 Kasım Öğretmenler gününü burada kutlarken gündeme ve parti çalışmalarına dair açıklamalarda bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Levent Gök, Polatlı’ya gelerek 24 Kasım Öğretmenler Günün Polatlı’da kutladı. İlk olarak CHP Polatlı İlçe Başkanlığına ziyaret gerçekleştiren Gök, burada gündeme ve parti çalışmalarına dair açıklamalarda bulunurken daha sonra İnkılap İlkokuluna giderek 24 Kasım Öğretmenler Günün kutladı. CHP Milletvekili Levent Gök’e CHP Polatlı İlçe Başkanı Bilal Haşim Avcı, yönetimi, CHP Ankara Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Selami Ovacık, belediye meclis üyeleri eşlik etti.

GÖK: BÜTÜN ÖĞRETMENLERİN ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUZ

Parti binasında gündeme ve parti çalışmalarına dair açıklamalarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Levent Gök konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Bugün 24 Kasım önemli bir gün. Bizleri yetiştiren, hayata hazırlayan ve büyük emekler sarf ederek ailelerimizle beraber hayatımızın içinde olan öğretmenlerimizin öğretmenler günü. Ben bugün özellikle Polatlı’da Öğretmenler Günü’nü, Polatlı İlçemiz ile beraber kutlamayı uygun bularak bu anlamlı günde burada olmayı tercih ettim. Birazdan bir okulumuza gidip öğretmenler günü kutlayacağız. Aslında bütün öğretmenlere ulaşmayı arzularız ama doğal olarak fiziken buna olağanımız yok. Tabi öğretmenler önemli, kutsal bir meslek. Küçüklüğümüzden başlayan bir yaşam sürecinde bir çok şeyi öğrenmemizi, hayatı tanımamızı ve bizi hayata hazırlayan pek çok konuyu bizlere öğreten ve ilerde hepimizin bir meslek sahibi olmasını sağlayan bütün öğretmenlere ayrı ayrı teşekkürü bir borç biliyoruz ve hepsinin önünde saygıyla eğiliyoruz.”

ÖĞRETMENLER NE YAZIK Kİ HAK ETTİKLERİ ÖNEMİ GÖRMÜYOR

“Öğretmenler ne yazık ki hak ettikleri önemde ve değerde Türkiye’de değerlendirilmiyor. Son derece düşük maaşlarla, ücretlerle çalıştırılan öğretmenlerimizin öncelikli olarak kendi geliri düzeylerinin arttırılması kaçınılmaz. Büyük fedakarlık yapan öğretmenlerimizden bunu esirgememeliyiz. Şuanda öğretmenlerimizin durumu diğer meslek gruplarına bakıldığı zaman son derece sıkıntılı ve çok yetersiz. Türkiye’de ayrıca atanamayan binlerce öğretmen var. Okuyor, çalışıyorlar, aileleri çocuklarını okutuyorlar öğretmen oluyorlar ama atanamıyorlar. Büyük bir Türkiye açısından sorun teşkil eden bir konu. Niçin atanamıyorlar? Halbuki ülkemizde köylerdeki okulların her birinin açılması mümkündür ve bu okullarda bir öğrenci dahi olsa mutlaka bir öğretmen ataması yapılması şarttır ve bunu gerçekleştirmek durumundayız. Bizim gençliğimiz Cumhuriyetimizin ilk yıllarında bir köy enstitü modeli vardı. Bu köy enstitüleri modeli ile öğretmenler köylerde çok önemli görevler yapmışlar ve köyleri bilinçlendirmişlerdi. Şimdi artık köylerden öğretmenler çekiliyor. Böyle bir tabloyu kabul etmemiz mümkün değildir. Türkiye bu sorunu mutlaka aşmalıdır. Biz önümüzdeki seçimlerde iktidar olduğumuz anda ilk yapacağımız işlerden bir tanesi köylerimizi öğrencileriyle ve öğretmenleriyle buluşturmak olacaktır. Bu yüzden hiçbir öğretmenimizin dışarıda kalmayacağı bir sürece mutlaka başlatacağız. Bu kaçınılmaz bir görevdir. Çünkü bütün Dünya eğitime önem verir ve eğitim her ülkenin yükselmesinin önündeki en büyük unsurlardan bir tanesidir. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi eğitimiyle ilgilidir ve bunu başarmış ülkeler özellikle Finlandiya bu konuda eğitime yapmış olduğu yatırımlarla Dünya’nın en mutlu ülkelerinden biri haline gelmiştir. Birleşmiş Milletlerin yaptığı araştırmada Dünya’nın en mutlu ülkesi Finlandiya’dır. Finlandiya bunu eğitime borçludur. Eğitimle herkesi eğitmiş, değerlendirmiş ve birçok sorunları aşmak suretiyle Dünya’nın en saygın, en mutlu yaşanabilir ülkesi haline gelmiştir. Türkiye’de ise ne yazık ki Dünya’nın en mutsuz ülkeleri arasında yer almaktadır. Bu bir kader değil bir tercih meselesidir. Bunu değiştirmek elimizdedir. Bunu yapacak birikimimiz, bunu yapacak tecrübemiz, bunu yapacak iddialarımız bizde mevcut ve Türkiye’de bizde Dünya’nın yaşanabilir, saygın en mutlu ülkeleri arasına çıkartmak için mücadelelerimizi sürdüreceğiz.”

TERÖR BİR ÜLKENİN EN BÜYÜK BELALARINDAN BİR TANESİ

“Bu arada geçtiğimiz günlerde Taksim’de patlayan bomba yine Türkiye’yi bir başka sorunla baş başa bıraktı. Öncelikle Taksim saldırısında hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Yine önceki gün atılan roketlerle Antep’te hayatını kaybeden yurttaşlarımıza da Allah’tan rahmet diliyorum. Terör bir ülkenin en büyük belalarından bir tanesi. Bu ülkenin bu terörden mutlaka arındırılması ve bütün insanların huzur içinde bir arada yaşaması gerekiyor. Ama bu iktidarın bunu beceremeyeceği görülmüştür. Neden beceremez? Çünkü bu iktidarın kendisi kavgalıdır. Bu iktidarın bakanları bir kere kendilerine yakışmayan üsluplarla, kendilerine yakışmayan söylemlerle bir kere o bakanlık koltuğunda oturmaya layık insanlar değildir. Eğer bir ülkenin bakanları, yöneticileri bir kavganın tarafı olur ve bu kavgayı muhalefet partileriyle sürekli sürdürür ve can, mal güvenliği sağlamakta yükümlü olan özellikle İç İşleri Bakanlığı, özellikle Milli Savunma Bakanlığı gibi görevlerde bulunanların hakaret tavrı sözcükleriyle çok sert tartışmalar içerisinde yer aldığı bir ortamda bu iktidarın Türkiye huzur getirmesi, barış getirmesi söz konusu dahi olamaz.”

İDDİALI ÇALIŞMALARLA GELECEĞE HAZIRLANIYORUZ

“Şimdi yapılması gereken Türkiye’yi kucaklayan herkese barışı, mutluluğu getireceğini vadeden bir yönetim anlayışını getirmektir. Millet İttifakı’nın partileri içinde bulunduğu Cumhuriyet Halk Partisi’de dahil olmak üzere partileri bildiğiniz gibi Pazartesi günü 28 Kasım’da Ankara’da bir anayasa ile ilgili çalışmalarını kamu oyuna açıklayacaklar. Orada Türkiye ile ilgili neler ön gördüklerini, özgürlükleri, hakları nasıl olması gerektiği konusunda önemli açıklamalarda bulunacaklar ve Türkiye’yi önümüzdeki süreçte hangi yasalar ve anayasa kurallarıyla da yöneteceklerine dair taahhütlerde bulunacaklar. Bu bakımdan bu 28 Kasım’daki toplantı son derece önemlidir. Çünkü anayasalar devletin temelini oluşturdular ve Millet İttifakı’nın partileri de ülkeyi yönetmek iddiasında anayasa çalışmalarını kamu oyuyla paylaşacaklar. Bu anayasa çalışmalarının içinde elbette kendine bırakmak gerekir açıklamaları. Ama özgürlük olacaktır, demokrasi olacaktır, hukukun üstünlüğü  olacaktır ve Türkiye’de herkesin kendisini rahatça güvencede hissedebileceği kurallar olacaktır. Biz böyle bir iddialı çalışmalarla geleceğe hazırlanıyoruz. Bir yandan ülkemizdeki ekonomik krizin yarattığı derin buhranlarla onlara çözüm getirmek içinde genel başkanımız 3 Aralık’ta ayrı bir vizyon belgesi açıklayarak onu da kamu oyu ile paylaşacak. Yani aşama aşama Türkiye’yi nasıl yöneteceğimizi bütün kurallarıyla, bütün kurumlarıyla, bütün iddialarımızla ortaya koyacağımız bir durumun içerisine girdik. Mecliste bütçe görüşmeleri var. Bütçe plan konuşmaları yarın bitiyor. Daha sonra meclis genel kurulunda görüşecek. Ama artık Türkiye bir seçim haline girmiştir. Türkiye artık beş ay sonra altı ay sonra yapılacak bir erken seçimden de öte seçime kilitlenmiştir. Şimdi hepimize düşen partilerimizin katılımını sağlayarak bu tek adam rejimine son verecek, siyasal çalışmaların içerisinde birbirimize destek olmak ve hep beraber bu önemli sorumluluğu omuzlayarak Türkiye’yi geleceğe taşımaktır. Ben Polatlı örgütümüzün her zaman diri, çalışkan ve kendi konularına hakim bir örgüt olarak bundan sonra da bu çalışmaların bizlerin de katkılarıyla daha d arttırarak sürdüreceğine inanıyorum. Bizlerde bu çalışmalarda yine hep beraber sizlerle beraber olma çabası içerisinde bulunacağız. Bu yolda diliyorum ki Türkiye önümüzdeki yıl ortalarında yapılacak olan seçimde artık bir karanlık rejimden kurtularak önü aydınlık, geleceğe güler yüzle bakan, insanları birbirleriyle barışmış ve ekonomisi düzelen, öğretmenlerinin saygınlığının arttığı bütün yurttaşlarımızın itibarlı bir şekilde yaşamını sürdüreceği ve gelir dağılımından adil bir şekilde pay alacağı bir ülke haline mutlaka gelecektir. Biz bu sözü, bu taahhüdü hükümet halk partisi olarak veriyoruz ve bütün yurttaşlarımızı da önümüzdeki seçimlerde millet ittifakını desteklemeye davet ediyoruz.”

UMUYORUM Kİ ÜLKEYİ YÖNETENLER BU DEPREMDEN DERS ALMIŞTIR

“Düzce’de gerçekleşen ve Ankara başta olmak üzere birçok ilde hissedilen depremde can kaybı olmaması bir teselli oldu ama yüze yakın yaralı var. Birçok evde hasar var. Türkiye bir deprem gerçeğiyle bir kez daha karşılaştı. Ülkemizin deprem gerçeğiyle yüzleşerek binalarının depreme dayanıklı olması gerçeği bu depremle birlikte bir kez daha ortaya konmuş oldu. Depremde yaralanan bütün yurttaşlarımıza acil şifalar diliyorum. Türkiye’de depreme dayanıklı depremin etkilerinden en az etkiyle kurtarılacak bir imar anlayışına ihtiyaç olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Umuyorum ki ülkeyi yönetenler bu depremden ders almıştır.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.