ÇİFTÇİ EKERKEN GELİRİNİ BİLECEK

Bu haber 15 Kasım 2021 saat 9:28 'de eklendi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) tarafından düzenlenen “Türkiye Hububat Kongresi 2021″de yaptığı konuşmada, çiftçinin alın terini TARSİM ile güvence altına aldıklarını söyledi. Pakdemirli, TARSİM kapsamında bu yıl ilk defa hayata geçirilecek olan Gelir Koruma Sigortası ile ekmeklik ve makarnalık buğdayda üreticilerin daha ürünü ekerken gelirini bileceğini ve teminat altına alacağını ifade etti.

ÇİFTÇİLERE 214 MİLYON LİRA HASAR TAZMİNATI ÖDEDİK

TARSİM kapsamında sadece tarımsal kuraklık nedeniyle yüzde 60 devlet prim desteğiyle 36,3 milyon lira prim desteği verdiklerini aktaran Pakdemirli, çiftçilere 214 milyon lira hasar tazminatı ödediklerini dile getirdi. 2022’den itibaren ise buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikale gibi hububat grubunda yer alan ürünleri kapsayan, Köy Bazlı Kuraklık Verim Sigortasında devlet prim desteğini yüzde 60’dan yüzde 70’e, hasar tazminatının eşik değerini ise yüzde 70’den yüzde 80’e çıkaracaklarını anlatan Pakdemirli, şöyle devam etti: “Ayrıca buğdayda dolu paketine yüzde 5 prim indirimi yapılacak. Bu yıl ilk defa hayata geçireceğimiz uygulama kapsamında üreticimizin verim ve fiyat kaynaklı risklere karşı, zararını tazmin hakkı doğacak. Bu uygulamanın ismi Gelir Koruma Sigortası’dır. Bu uygulama Avrupa’da ilk defa benim talimatımla ülkemizde başlamıştır. Uygulama kapsamında ekmeklik ve makarnalık buğdayda, üreticilerimiz daha ürünü ekerken gelirini bilecek ve teminat altına alacak.” Pakdemirli, çiftçi ve üreticiyi desteklemenin tek yolunun desteklemeleri artırmak olmadığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Desteklerin yanında yapılması gereken önemli şey, doğru müdahale alımları ve stratejiyi koymak. Müdahale alımlarını etkin kullanmalıyız. Bunu çok etkin bir şekilde uygulamaya koymaya başladık. Gelir koruması da çok önemli. Çiftçi ekimini yapar ve satacağı fiyatı bilirse çok daha güvenerek yapar. Bu yapılamayacak bir şey değil. Gelir Koruma Sigortası ile belli bir fiyat oluşursa çiftçimiz sigorta üzerinden desteklenecek. Sözleşmeli üretimi de burada konuşmak lazım. Sözleşmeli üretim Türkiye’de var ama istenilen seviyede değil. Şeker pancarında bu iş yürüyor biraz, onun haricinde de ister istemez bir çok konuda da aksaklıklar var. İyi bir yasal düzenlemeyle, iyi çalışılmış bir yasal düzenlemeyle sözleşmeli üretimle Türkiye’deki verimliliği, üretimi artırabileceğimizi, çiftçimizin finansmana olan erişimini artırabileceğimizi düşünüyorum. Bu konuda çalışmalarımızı tamamladık. Şu an Meclis’te. Bir an önce bunların da yasalaşması lazım. Çiftçinin üretim motivasyonunu arttıracak, sanayicinin sürekli olarak ürün almasını sağlayacak, piyasaların da fiyat regülasyonunu kendi kendine yapmasını sağlayacak bir sistem.”

BUĞDAYDA VERİM YÜZDE 40 ARTTI

Buğdayda da verimi son 19 yılda yüzde 40 oranında artırdıklarına dikkati çeken Pakdemirli, şöyle konuştu: “Buğdayda yaşadığımız bu başarıyı, çeltik ve mısır üretimindeki artışla taçlandırdık. Mısır ve çeltikte verimde sağladığımız gelişmeler ve üretime yönelik aldığımız tedbirler sayesinde geçen yıl 6,5 milyon ton mısır ve 1 milyon ton çeltik üretimiyle Cumhuriyet tarihinin üretim rekorunu kırdığımızı gururla söylemek istiyorum. Verimlilikteki artışla hububat üretimimiz son 19 yılda yüzde 20, son 3 yıllık dönemde ise yüzde 8 oranında artarak, 37 milyon tona yükselmiştir. İnşallah desteklerimiz ve yeni projelerle hububat üretimimizi daha da yukarılara taşıyacağız.” Türkiye’nin mevcut potansiyelini etkin kullanmak, planlı üretime geçmek ve tarımsal yeterliliği üst seviyelere çıkarmak için Havza Bazlı Destekleme Modeliyle hububat grubundaki 21 stratejik ürüne destek sağladıklarına değinen Pakdemirli, bu doğrultuda hububat fark ödemesi desteğini ton başına 50 liradan 100 liraya, sertifikalı tohum desteğini 8,5 liradan 16 liraya çıkardıklarını kaydetti. Ayrıca gübre desteğini de son dönemdeki fiyat artışları nedeniyle bu yıl 20 liraya çıkardıklarını, gelecek yıl için ise 32 lira olarak belirlediklerini aktaran Pakdemirli, hububat grubunda sertifikalı tohum desteklerini ise gelecek yıl üretim sezonu için dekara 24 liraya çıkardıklarını söyledi.

TARIMSAL KURAKLIĞA KARŞI HUBUBAT ÜRÜNLERİNE YÖNELİK TEDBİRLER ALINDI

Bu yıl yaşanan tarımsal kuraklığa karşı da üreticilere destek olmak amacıyla hububat ürünlerine yönelik önemli tedbirler aldıklarını anlatan Pakdemirli, yüzde 30 ve üzeri verim kaybı yaşayan çiftçilere dekara 30 ila 100 lira arasında doğrudan destekleme ödemesi yapacaklarını dile getirdi. Pakdemirli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile daha etkin regülasyon politikaları yürütmeye başladıklarını, bu politikaların hem üreticiyi memnun ettiğini hem de sürdürülebilir üretime önemli katkı sağladığını ifade etti. Buğdaya da ayrı bir önem verdiklerine değinen Pakdemirli, “2018 yılından beri buğday için yaptığımız pozitif yaklaşım, çiftçilerimiz tarafından memnuniyetle karşılanmaktadır. Sadece buğday alım fiyatlarında, 2019 yılında yüzde 29, 2020’de yüzde 22, 2021’de ise yüzde 36 artışla, son 19 yılın en yüksek artış oranını sağladık.” diye konuştu. Dünyada salgın ve küresel ısınmanın etkileri nedeniyle girdi maliyetlerinde önemli dalgalanmalar yaşandığını aktaran Pakdemirli, üreticinin endişelenmesine gerek olmadığını, hasat zamanı geldiğinde ürünlerin değerinde bir fiyat bulacağını söyledi. Çiftçinin bir karış dahi yeri boş bırakmamasını isteyen Pakdemirli, devlet olarak her zaman desteğe hazır olduklarını bildirdi.

LİSANSLI DEPO KAPASİTESİ ARTTI

Pakdemirli, üretim kadar üretilen ürünlerin muhafaza edilmesinin de önemli olduğunu, lisanslı depoculuğun tarım ticaretinin hızla değiştiği dünyada üreticiye, sanayiciye, tüccara kolaylık sağladığını belirtti. Bakanlık olarak lisanslı depoculuk çalışmalarına büyük hız verdiklerini vurgulayan Pakdemirli, “Sağladığımız teşvikler sayesinde bugün Türkiye genelinde lisanslı depo kapasitesi, son 3,5 yılda 4,5 kat artışla 8,2 milyon ton seviyesine ulaştı.” dedi. Lisanslı depoculukla Ürün İhtisas Borsalarını birbirinden ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini aktaran Pakdemirli, şöyle devam etti: “Ürün İhtisas Borsaları, lisanslı depoculuk sisteminin işlerliğini artıran, ürünlerin kayıt altına alındığı, alım satımının yapıldığı, hareketlerinin takip ve kontrol edildiği bir yapı. Bu sisteme dahil olan üretici, ürününü lisanslı depoya teslim ettiğinde kendisine Elektronik Ürün Senedi, kısa adıyla ELÜS veriliyor. Üreticilerimiz bu belgeyle ürünlerini Borsadan istediği zaman satabiliyor, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden 5 milyon liraya kadar sıfır faizli kredi kullanarak, finansman ihtiyacını karşılıyor. Borsalar sayesinde üreticiler mahsullerini sadece yerel piyasaya değil, ulusal ve uluslararası pazarlara da ulaştırabiliyor. Bu durum, hem rekabeti, hem de kazancı beraberinde getiriyor.”

42 BUĞDAY ÇEŞİDİ VE 19 ARPA ÇEŞİDİ GELİŞTİRİLDİ

Pakdemirli, çiftçinin verim oranı yüksek ürün üretmesi ve sanayicinin de istediği kalitede ürün temin etmesi için son 19 yılda tarımsal Ar-Ge’ye gereken önemi verdiklerini belirterek küresel ısınma, iklim değişikliğinin etkilerini en aza indirmek için kuraklığa dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yaptıklarını bildirdi. Tarımsal Ar-Ge altyapıyı güçlendirerek, kuraklığa toleranslı 42 buğday çeşidi ve 19 arpa çeşidi geliştirdiklerini anlatan Pakdemirli, tarla bitkileri alanında üretilen sertifikalı tohumluk üretiminin yaklaşık yüzde 40’ının bakanlık tarafından geliştirilen çeşitlerden olduğunu söyledi. Hububatta yapılan ıslah çalışmalarında da önemli bir noktaya geldiklerini aktaran Pakdemirli, şu değerlendirmede bulundu: “Milli ve yerli imkanlarla dünya ve ülkemiz pazarında değişen taleplere uygun, kaliteli çeşitler geliştirerek pazarlıyoruz. Son 19 yılda yaptığımız bitki ıslah çalışmalarıyla verimli, buğday üretiminde yüzde 40, mısır üretiminde yüzde 123, kırmızı mercimekte yüzde 24 ve çeltik üretiminde ise yüzde 30 artırdık. Tabii bu ıslah çalışmalarını yaparken birçok gelişmiş ülkede kullanılan en son teknolojileri kullandığımızı da bilmenizi isterim. Bu teknolojiler sayesinde hedeflediğimiz ıslah çalışmalarını hızlı ve doğru tespitler yaparak kısa sürede tamamlıyoruz. Dünyanın en büyük üçüncü tohum bankasına sahip bir ülkeyiz.”

YEM PİYASASINDA FİYAT İSTİKRARI

Dünyada yaşanan salgın süreci ve Türkiye’yi etkileyen kuraklığın hububat üretiminde ciddi verim kayıplarına sebep olduğuna dikkati çeken Pakdemirli, dünya hububat piyasalarındaki istikrarsızlık ve Türkiye’deki tarımsal kuraklığın etkisiyle yaşanan üretim eksikliği iç piyasada tüketicileri etkileyecek boyuta ulaşınca gerekli tedbirleri almak durumunda kaldıklarını aktardı. Bu yılın tüm dünyada gıda ve tarım piyasaları açısından oldukça sancılı geçtiğini, bunun etkilerinin hala hissedildiğini vurgulayan Pakdemirli, “Özellikle arz açığı olan ülkeler stoklarını takviye etmek amacıyla yoğun miktarda alımlar yapıyor. Biz de iç piyasada arz güvenliğini sağlamak için hasat döneminden itibaren stoklarımızı takviye etmeye başladık. Bu kapsamda yem piyasası istikrarı için besici ve yetiştiricilerimizin hammadde tedarikinde sıkıntıya düşmemesini, üretim maliyetlerinin azaltılmasını sağladık. Hasatla birlikte takviye edilen TMO stoklarındaki ürünleri, temmuzdan itibaren satışa açtık ve yem piyasasında fiyat istikrarını sağladık. Bununla birlikte 3,7 milyon ton hububatın piyasaya arzını gerçekleştirerek, yetiştiricilerimizin maliyetlerinde oluşacak ilave 2 milyar lira yükün önüne geçtik.” ifadelerini kullandı. Pakdemirli, un piyasası istikrarı için ekmeklik buğday satışlarının sürdüğüne değinerek, eylülden itibaren 1 milyon tonun üzerinde ekmeklik buğdayı satışa açtıklarını, yaklaşık 350 firmanın makul fiyat taahhüdü vererek satışlardan yararlandığını söyledi.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.