BUĞDAY FİYATI 2,5 TL OLMALI

Bu haber 30 Nisan 2021 saat 10:01 'de eklendi.

Türkiye Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Ata Tohumculuk A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Atalay, Halk Radyo’da Sami Doğan’ın hazırlayıp sunduğu programda, “Buğdayımıza ne oldu?” başlığıyla işlenen radyo programına konuk oldu. Türkiye’deki buğday üretimine ve Türk tarımının geldiği noktaya dair önemli tespitlerde buluan Atalay, Türkiye’de her hasat dönemi öncesi ana gündem maddesi olan buğday taban fiyatının desteklerle birlikte 2,5 lira olması gerektiğini belirtti.

TABAN FİYATLARI ÜRETİM İÇİN ÖNEMLİ

Üretimde taban fiyatlarının önemli olduğunu vurgulayan Türkiye Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Tohumculuk AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Atalay; ”Gerek iktidar olsun gerek muhalefet olsun, çiftçinin kampanya halinde taban fiyatını işlemesi lazım. Çiftçi taban fiyatını beklerken gündemde ne olursa olsun ilgilenmez. Dünyada da ciddi bir kuraklık periyodu var. Güneydoğu Anadolu bölgemiz önemli bir kuraklık altında. Bu hem buğdayı hem mercimeği hem de nohutu etkiler. Ege bölgesinde de kuraklık tehlikesi var. Trakya bölgesi yağışları iyi aldığı için güzel görünüyor. Orta Anadolu bölgesinde de her an sıkıntı olabilir. Yağışlar uzun yıllar ortalamasında 60 mm daha az. Mayıs’ın ortasına kadar ciddi yağmurlar yağmazsa ülke anlamında ciddi bir kuraklıkla karşı karşıya gelebiliriz. Kuraklık yaşamadan 300 kilo verim alındığını hesapladığımızda bir dekarın çiftçiye maliyeti 313 lira. Taban fiyatları düşük tutulursa hiçbir çiftçi yerini işlemez. Üretimden kopmalarını engellemek gerekiyor çünkü üretimden vazgeçen bir çiftçiyi geri döndüremezsiniz. Eğer çiftçiyi üretimde tutmak istiyorsak birinci grup ekmeklik buğday için bizim önerdiğimiz taban fiyatı 2300 lira, makarnalık buğday için 2500 lira, arpa 1800 lira. Bu şekilde olduğu zaman bu ancak çiftçiyi biraz canlandırır. Bir de prim desteğini 15 kuruş daha artırmak lazım. O zaman insanlar gübreyi de bulur tohumu da bulur gider eker. Çiftçinin kazanması için ona her türlü desteği sağlamamız gerekiyor.” dedi.

BUĞDAY ÜRETİMİNDE KENDİ KENDİMİZE YETEMİYORUZ

Buğdayın Türkiye için çok önemli bir tohum olduğunu dile getiren Ayhan Atalay; “Bazı yıllar için buğday ülkemize yeterli iken bazı yıllar için yeterli olmadı.2019 yılında buğday rekoltesi 19 milyon 500 tondu. 15 milyon 900 bin ton buğday tüketimimiz var. Tabi bunların yanında ihracatta yapıyoruz. 2020 yılında da aynı rakamlar devam etti. Tek fark devir stoğu rakamlarıydı. 3,5-4 ton bir açığımız vardı. Son yıllarda buğday üretiminde kendi kendimize yetemiyoruz. Bunun temel nedeni de buğday üretim alanlarının her yıl aşağılara düşmesi. Çiftçi Kayıt Sistemlerinden baktığımız zaman buğday üretim alanı 6,5 milyon hektar. Son 20 yıla baktığımız zaman Türkiye de 3 yılda bir genel kuraklık dönemi yaşanıyor. Tohumculuk sektörü çok gelişti. Genel olarak üç yüz kilo civarında verim alıyoruz. Bitki besleme ürünlerimizin büyük bir kısmı ithaldir. Bizim üretim alan ölçeklerimiz çok küçük, toprak yapımız, iklim yapımız diğer ülkelere oranlar çok verim almaya elverişli değil. Bitki koruma ürünlerinin de büyük bir kısmı ithal yani bu konuda girdimiz çok yüksek. Bunun için kamunun sulama yatırımını arttırması gerekiyor. Porsuk Çayı ve Sakarya Nehri aşağı yukarı kurumuş durumda. Baraj yatırımlarını ivedilikle öne almak gerekiyor. Ülkesel düzeyde ciddi bir planlamayla tarımsal üretimi arttırmak adına baraj yatırımlarını artırmak gerekiyor. Türkiye tarımsal mekanizasyonda büyük bir yol kat etti ancak devam etmesi gerekiyor. Ülkemiz tohum konusunda da baya ileriye gitti. Tohumda aşağı yukarı 16 lira bir destek var, bu da iyi bir rakam.” dedi.

ÇİFTÇİMİZ ÜRETEMEZ HALE GELDİ

Türkiye’nin her ürünü yeterince üretme imkanı olmadığını vurgulayan Atalay; “Buğday ve tahıllar bizim için stratejik ürünler. Türkiye en verimli yılını 1988 yılında yaşadı. Her zaman buğday konusunda tedbirli olmak gerekiyor. Türkiye un ihracatında ciddi bir ihracat yapıyor. Ama bunları yapabilmek içinde ithalat zorunluluğu var. Hep ithal buğday getirmenin de bir sonu var. Bir sürü sanayimiz var, bunların hepsi yurtiçine de dönemez. Bizim yapmamız gereken üretimi artırmak. Bizim çiftçimiz son yıllarda üretmez hale geldi. Eğer çiftçi üretimden vazgeçerse tarım arazilerimiz yangın yerine döner. Hiç ihracat yapmasak bile 3 milyon ton açığımız var. Tarım sektöründe bazen iktidarlar değişir. Her gelen benden önce bir şey yapılmamış der ama öyle değil. Devletin bir tarımsal arazi ofisi olması gerek. İthalat ihracatın olması doğal fakat içerdeki piyasayı dahilde işlemeyle terbiye etmek yanlış. Çiftçinin kıymeti her zaman bilinerek çiftçiyi teşvik edici sistemler uygulanması gerekiyor. Pandemi döneminde gıda güvenliği ve gıdaya erişim çok önemli bir noktaya geldi.” dedi.

TOHUM BİZİM GEN KAYNAĞIMIZDIR

Tohumun evrensel bir ürün olduğunu belirten Ayhan Atalay; “Her çiftçi dünyanın en iyi tohumuna erişme hakkındadır. Tohum bizim gen kaynağımızdır. Atalık tohumlukların verimleri son derece düşüktür.14 kromozomlu siyez buğdayı kuraklığa dayanaklıdır, verimi düşüktür. Çiftçi bu buğdayı küçük arazilere eker, kalitesi ve proteini çok düşüktür. Bisküvi sanayisi bu buğdayı kullanır. Siyez buğdayı ekmeğini de insanlar severek tüketiyor.” dedi.

SANAYİ ALANINDA GELİŞMİŞ BİR ÜLKEYİZ

Çiftçinin iyi bir verim alabilmek için sertifikalı tohum kullanmasını gerektiğini söyleyen Atalay, “Çiftçi sertifikalı tohum kullanırsa maksimum düzeye ulaşabiliyor. Ama kendi ambarından kullanırsa ne çıkacağını bilemez hale geliyor. Çiftçinin bu yüzden kamunun kontrolünden geçmiş tohum kullanılması şart. Devlet ciddi de bir destek veriyor. Biz buğdayımızın büyük çoğunu Rusya’dan alıyoruz. Bazıları buğdayın zararlı olduğunu söylüyor, bu bilgiler kulaktan dolma. Buğday sadece bazı insanların alerjik reaksiyonlarıyla ilgilidir, başka zararı yoktur. Unu işleyiş biçimi önemlidir. Ülkemizde çok gelişmiş fabrikalar var. Bizim sıkıntımız üretim ve sürekliliği sağlayamamaktır. Sanayi alanında bu konuda fazlaca gelişmiş bir ülkeyiz.” dedi.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.