ANKARA TARIMI POLATLI’DA MASAYA YATIRILDI

Bu haber 17 Kasım 2021 saat 9:52 'de eklendi.

Ankara Ziraat Odaları İl koordinasyon toplantısı Polatlı Ziraat Odası Başkanı Zekai Köseoğlu ev sahipliğinde Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Eyüp Elmalı’nın başkanlığında dün Polatlı Ziraat Odasında toplandı. Ankara tarımı ve yaşanan tarımsal sıkıntıların konuşulduğu toplantı sonrası Ankara Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Sadullah Karaaslan basın açıklaması gerçekleştirdi.

ANKARA TARIMSAL ARAZİ VARLIĞI OLARAK ÜLKEMİZİN İKİNCİ BÜYÜK İLİ

Ankara’nın Türkiye’nin tarımsal arazi varlığında ikinci büyük ili olduğunu belirten Ankara Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Sadullah Karaaslan “Ankaramız tarımsal arazi varlığı olarak ülkemizin ikinci büyük ili 49 bin 128 çiftçisi 12 milyon dekar alanda üretim yapıyor.4 milyon 300 bin 000 bin dekar çayır ve meramızda 580 bin 450 büyükbaş 2 milyon 20 bin 889 küçükbaş  10 milyon et tavuğu 5 milyon yumurta tavuğu besleyen ve üretime kazandıran Ankara çiftçisi ülkemiz gıda tüketimini büyük bir oranda karşılıyor.” dedi.

ÇİFTÇİMİZİN NE ÜRETİM NE GELİR GARANTİSİ VAR

Tarımın önemli olmasına rağmen riskli bir sektör olduğunu ifade eden Karaaslan, “Pandemi sürecinde de gördük ki ülkemizin huzurunun, insanlarımızın mutluluğunun tek teminatının tarım olduğunu. Pandemi sürecinde de sofralarımız boş kalmasın diye çiftçimiz hiç  durmadı çalıştı üretti. Tarım bu kadar önemli olmasına rağmen çok sıkıntılı riskli bir sektör. Çiftçimizin ne üretim ne gelir garantisi var.” dedi.

POLATLIMIZDA SAKARYA VE PORSUK ÇAYININ KESİLMESİ NEDENİYLE ÇİFTÇİLERİMİZ BUĞDAYLARINI DAHİ SULAYAMADI

Kuraklık ve doğal afetlerden dolayı çiftçinin sıkıntı çektiğini söyleyen Karaaslan, “2021 yılı içerisinde Ankara ilimizin dokuz ilçesinde 72 köyümüzde 956 çiftçimizin 57 bin 703 dekar mahsulü dolu ve sel zararına uğradı. İlimizin tamamı, son kırk yılın en kurak ve sıcak yılını yaşadı. İlimizde yüzde 50 ila 60 arasında verim kaybı yaşandı. Kuraklıktan zarar gören çiftçilerin borçlarının erteleneceği dönüme yüz liraya kadar kuraklık desteği verileceği  açıklandı.  1 Eylül de tebliğ yayınlandı. Sadece kurak alanlar için cıktı. Polatlımızda Sakarya ve Porsuk çayının nisanın ilk haftasında kesilmesi nedeniyle çiftçilerimiz buğdaylarını dahi sulayamadı. Sulu alanlarda bile yüzde 50 oranında verim kaybı yaşanmasına rağmen kuraklık desteği alamıyorlar.” dedi.

TARIMSAL GİRDİLER AŞIRI YÜKSELDİ

Tarımsal girdilerde aşırı bir yükselme olduğuna dikkat çeken Karaaslan, “2021 yılında erteleme kararnamesi çıkmadı. 2020 yılında çıkan erteleme kararnamesi üzerinden işlem yapıldığından erteleme ve yapılandırma yetkisi kredi kurumlarına devredildiği için  kredi kurumları da paranın yarısını getir yarısını da yüksek faizden ertelerim diyor. Çiftçimiz afetlerin ve kuraklığın etkilerini kendi imkanlarıyla sarmaya çalışırken. Dünyada tarımsal girdilere talebin artması, dövizin yükselmesi ülkemizde de tarımsal girdilerin aşırı derecede yükselmesine neden oldu. Son on dört ayda artış DAP gübresinde yüzde 197 ve üre gübresinde yüzde 309 olurken,  20.20.0 Kompoze gübresinde yüzde 145’lik bir artış yaşandı.” Bakanlığımızın verilerine göre, yapılan çalışmalarda usulüne uygun gübrelemenin bitkisel üretimdeki artışa etkisi yüzde 50 ile yüzde 100 arasında değişmektedir.” denilmektedir. Gübre piyasalarında yaptığımız araştırmalarda geçen yıl kullanılan gübrenin yarısı kullanılmış çiftçimiz gübreyi azalttı veya hiç gübre atmadan tohumunu eken çiftçilerimiz oldu buda önümüzdeki senenin rekoltesini önemli oranda düşürecek. Girdilerimiz bunlarla da sınırlı değil. Hayvansal girdilerde de artış tüm hızıyla devam ediyor.” dedi.

ÇİFTÇİ KİLOSUNU BİR LİRAYA ÜRETTİĞİ SOĞANI 40 KURUŞA SATAMIYOR

Çiftçinin bir liraya ürettiği soğanı kırk kuruşa satamadığını söyleyen Karaaslan,“Ülkemiz soğan üretiminin yaklaşık yüzde 30’unu üreten Ankara çiftçisi kilosunu bir liraya ürettiği soğanı 40 kuruşa satamıyor. Ankaramızda 10 bin dekar soğanın tarlada kaldığını sürüldüğünü tahmin ediyorum. Bir karış bile toprağı boş bırakmayın ekin diyen bakanımızdan soğana çare bulmasını talep ediyoruz. Çiftçimiz pazarlama zincirinin bir parçası pazarlama zincirinde herkes karını alırken sadece zarar eden çiftçi, fedakarlık yapan çiftçi oluyor. Üretici ile market arasındaki fiyat farkı soğanda 4 kata ulaşıyor. 83  milyon nüfusumuzun içinde çiftçilik yapan bir milyon sekiz yüz bin nüfustan çiftçiden fedakarlık bekleniyor. Çiftçimiz artık zarar etmek istemiyor planlı üretime geçilmeli ülke olarak ithalattan da kurtuluruz.” dedi.

ÇİFTÇİMİZ ÖNÜNÜ GÖREMİYOR

Çiftçinin önünü göremediği belirten Karaaslan, “Çiftçimizin ümidi de sermayesi de bitti çiftçimiz önünü göremiyor. Çaresiz ve ümitsiz bir şekilde kapısına gelecek icra memurunu bekliyor. 25 mart 2020 tarih 31079 sayılı kararnameye göre üreticilerin borçlarının ertelenmesi/taksitlendirilmesi konusunda ise krediyi kullandıran ilgili Banka veya TKK yetkilidir denilmektedir. Acilen erteleme ve yapılandırma yetkisi kredi kurumlarından alınarak faizler silinerek beş yıla bölünerek çiftçimiz rahatlatılmalı. Çiftçimiz başta gübre olmak üzere adeta füze gibi yükselen girdi fiyatlarını endişeyle izliyor. Acil tedbirler alınmalı.” dedi.

ACİLEN ÖNLEM ALINMAZSA TARIMSAL ÜRETİMDE DÜŞÜŞ KAÇINILMAZDIR

Acilen önlem alınmazsa tarımsal üretimde düşüşün kaçınılmaz olacağını vurgulayan Karaaslan, “Hayvancılıktaki girdi maliyetlerini kırmızı et fiyatlarını süt fiyatlarını gördünüz üreticimiz  aşırı derecede zarar ediyor girdiler düşürülmez veya destekler artırılmaz ise damızlık hayvanlar kesime gider ilerde damızlık hayvan ithal ederiz çiftçimizi köyde tutan hayvancılıktır. Hayvancılığı bırakan çiftçide köyünü terk ediyor. Soğan üreticisi cok zor durumda ürününü zararına bile satamıyor Ankara’mızda 10 bin dekar soğanın tarlada kaldığını tahmin ediyoruz acilen ihracatı teşvik pirimi verilerek piyasanın canlandırılması gerekir aksi takdirde önümüzdeki sene üretim düşer ithalata bile mahkum oluruz. Tarım Kanunu’nda yer alan ‘Desteklere ayrılan kaynak Gayrisafî Millî Gelir’in yüzde birinden az olamaz’ hükmü uygulanmalıdır. Maliyet baskısıyla uğraşan çiftçilerimiz, fiyat baskısıyla da karşı karşıya kaldı. Acilen çözüm bulmamız gerekiyor. Önümüzdeki dönem  kuru soğan gibi ürünlerimizde yaşanacak arzdaki ciddi azalmalar, bu ürün fiyatlarının bir sonraki yıl patlamasına neden olabilir. Çiftçimizi üretimde tutmanın yollarını bulmalıyız. Aksi takdirde  kuru soğan gibi ürünlerde ifade ettiğimiz gibi, ciddi fiyat artışları yaşayabiliriz. Ekimden hasada kadar olan süreci iyi yönetirsek, bundan hem üreticilerimiz hem de tüketicilerimiz istifade eder. Hem üreticilerimizin maliyetlerini aşağı çekmek, hem de ürünlerinin pazarlama sorunlarını çözmek zorundayız.” dedi.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.