YENGEÇ SEPETİ SENDROMU

Bu haber 04 Mart 2019 - 10:08 'de eklendi ve 60 kez görüntülendi.

Kumsalda yürüyen bir adam, avlanan balıkçıya yaklaştığında sepet içerisindeki yakalanmış yengeçleri görür. Sepetin üstü açıktır, kapağı yoktur. Bu durum onu şaşırtır, çünkü yengeçlerin kaçabileceğini düşünür. Balıkçıya sorduğunda “Evet, tek bir yengeç olsaydı, kesinlikle kaçardı. Ancak, pek çok yengeç varsa, biri kaçmaya çalıştığında diğerleri onu yakalar, kaçamayacağından emin olur, geri kalanlar da aynı kaderi yaşarlar.” yanıtını alır. Tek yengeç kapaksız sepetten rahatlıkla çıkabilirken, sayı arttıkça kaçış imkansızlaşır. Çünkü birbirlerini yukarı itmek yerine, aşağı çekerek engellerler. Sonunda kimse kazanamaz. Bu durum, Yengeç Sepeti Sendromu’nun çıkış noktasıdır. Filipinliler arasında popüler olan bu kavram; İnsanların diğerlerinin kendini geliştirmelerine verdiği tepki için de kullanılan bir metafordur. Bireysel olarak, içine konulduğu sepetten  kolayca kurtulabilecekleri halde bunun yerine çıkmak isteyen yengeçlerin diğer yengeçler tarafından aşağıya çekilmeleri ve böylece sepetten hiçbir yengecin çıkamaması şeklindeki kısır döngü. Öyle ki bu sepetin üzerine kapak koymaya bile gerek yok… 

Zaman zaman etrafınıza baktığınızda tıpkı bu yengeçler gibi mücadele ettiğinizi görürsünüz. Bir şeyleri yalnız olsanız kolayca atlatabilecek durumdayken, etrafınızda sizi aşağı çekmek isteyen bir çok insan olabilir. “Ben sahip değilsem, sen de olamazsın.”, “Ben başaramıyorsam, sen de başaramazsın.” anlayışını ifade eder yengeç sepeti sendromu. Birinin daha iyi ve daha başarılı ya da farklı olması diğerleri tarafından cezalandırılır. Bencil ve daraltılmış düşünceye sahip daha az başarılı bireyler, bilinçli olarak yukarı doğru olanları aşağı çekmeye çalışırlar. Panik’teki insanlar, bu durumdan kurtulmak, öncelikle kendilerini kurtarmak isterler ,
bunu başaramadıklarında da başarma girişimi olanları engellerler. Bu zihniyet, muhtemelen etrafımızdaki her şeyi, özellikle de bizi rehin tutan sosyal kurumlarda görebileceğimiz gibi, hemen hemen herkesin yaşamı ile de ilgilidir, iş etkileşimlerimizde ve sosyal çatışmalarımızda, rutinden çıkıp farklı bir şeyler yapmak istediğinizde aşağı çekilirsiniz. Bazı insanlar, bencilce davranarak hırslarını ön plana alarak başarmanın yolunun başkalarını geride tutmak olduğunu düşünürler. Kendileri ulaşamıyorsa, sizin de hayalleriniz, hedefleriniz uzak olmalıdır. İstekleri budur. Rekabetçi duygularla, çabalarınızı sabote etmeye çalışırlar. Bu durumdaki insanlar ve toplumlar asla başarılı olamazlar. Birbirimizin ayağını çekerek ya da kaydırarak değil, ancak birbirimize el vererek, omuz vererek yükselebilir ve başarıyı yakalayabiliriz. Bu sendromu önlemenin tek yolu sevgi, saygı ve paylaşmaktan geçer. Toplumsal hayat paylaşma üzerine kuruludur.  İhtiyaçlarımızı tek başımıza karşılayamayız. Paylaştıkça çoğalır insan. Paylaşmakta sevgi kaynaklıdır, ancak birbirimizi severek ve birbirimize yardım ederek hayatı daha kolay hale getirebiliriz. Eğer bir gün kendinizi böyle bir sepetin içinde hissederseniz diğerleri o sepete atılmadan oradan çıkmaya çalışın. Bazen yapılacak güzel işlerde sadece kendinize güvenmeniz gerekebilir, hayatın ucunda kıyısında dolanmak yerine denize dalmak en cesaret isteyen fakat en doğru yol olabilir. Herkesten önce kendinize güvenmek tam da bu noktada çok önemlidir. Sevgiyle ve umutla kalın…

Ezgi Tarhan
Ezgi Tarhanezgitarhan@polatlipostasi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

antalya escortŞirinevler escortseks izlepornseks hikaye

istanbul escortistanbul escortporno izle

escort denizliescort samsunescort mulaescort ataehirescort kuadas antalya escort