bursa escortizmir escortescort izmirescort antalyaescort izmirizmir escortbursa escortbursa escortizmir escort bayanlar
Evden Eve Nakliyat konusunda yoresinin en secilmis firmalari.sivas evden eve nakliyatkars evden eve nakliyat

YAŞLILIK DÖNEMİ VE SAĞLIKLI YAŞLANMA KAVRAMI

Bu haber 07 Ocak 2019 - 7:40 'de eklendi ve 39 kez görüntülendi.

Yaşlılık, zaman faktörüne bağlı olarak kişinin değişen çevreye uyum sağlama gücü ile organizmanın iç ve dış etmenler arasında denge sağlama potansiyelinin azalmasıdır. Yaşlılık döneminde bireyin fizyolojik ve psikolojik uyum gücü oldukça azalır. Ama yaşlılık, bütünüyle bir “gerileme” dönemi olarak düşünülmemelidir. Gençlerdeki parlak zekaya karşın yaşlılarda da kuvvetli bir muhakemenin bulunur.  İyi bir muhakeme de ancak tecrübe ve öğrenmeyle kazanılabilir. Yaşlılığın ilk belirtisi, eskiye olan özlemin gittikçe artması ve yaşlanmaya başlayan bireyle genç nesiller arasındaki mesafenin açılmasıdır. Her gün çeşitli yeniliklerle ve olaylarla karşılaşan ve bu yeniliklere uyum sağlayamayan yaşlı insanlar eskiye her zaman özlem duyarlar. Gün geçtikçe yaşama dair her yeni şey, yaşlı bireyi ürküttüğü için alışkanlıklarını değiştiremez ve yeni durumlara uyum sağlayamaz. Ona göre, her gün daha kötüye gitmekte, toplum ve genç nesil ahlaki bakımdan yozlaşmaktadır. Artık küçüğün büyüğe hürmeti kalmamıştır. Fakat bunları söylerken kendisinden bir nesil öncekilerin de kendisi için ayni şeyleri söylemiş olduklarını unutur. Bu düşüncede olan yaşlı bireyler, kendilerini dış dünyadan soyutlar ve daha fazla içe kapanırlar. Bu uyum bozukluğu, zamanla ilerlerse yaşlılık bunamasının belirtilerinden biri olan neofobi (yenilik korkusu) ortaya çıkabilir. Artık yeni ve alışamadığı her şeyden dehşet duyarcasına korkan yaşlı birey, bir türlü eski alışkanlıklarını terk edemez hale gelir. Yenilikten kaçan yaşlı bireyde hafızada yıkılma dikkati çeker. Yakın olaylardan başlayarak her yeni hatırayı da unutmaya başlar. Bu hafıza bozukluğu, yaşlılık bunamasının da en belli başlı klinik belirtilerinden biridir. Örneğin, dün evine gelen misafirleri, akşam ne yediğini, bu sabah nereye gittiklerini unutan yaşlı birey, 40 sene, önce yaşamış olduğu olayları bütün detaylarıyla anlatır. Bu durumdaki yaşlı bireyin yakınları, çoğu zaman onda bir hafıza bozukluğu bulunduğunu kabul etmek istemezler. Yaşlının iç dünyasına kapanması ve içe dönük bir yaşam sürmesi, duygulanım durumunu da bozar. Bu durum yaşlı bireyleri benmerkezci davranmaya yönlendirebilir. Paraya ve maddi şeylere karşı olan düşkünlüğü, bağlılığı artabilir, geçmişte var olan ancak kontrol edebildikleri cimrilik, tutuculuk gibi kişisel özellikleri, yaşlılık döneminde kontrolsüz olarak tekrar edebilir. Ölüm korkusu, gelecekle ilgili endişeler, çocukların evden ayrılması, eşin veya yakın çevreden birinin ölmesi, güven azlığı, şiddete maruz kalma korkusu, emeklilik sonrası maddi imkânların kısıtlanması vb. gibi hususlar da yaşlı bireyin duygulanım durumunu bozar, yalnızlık ve yabancılaşma duygularını arttırır. Yaşlılıkta meydana gelen kayıplar, stresler, krizler, emeklilik, dulluk, hastalık, fiziksel gücün azalması, duyu kaybı, toplumsal statüdeki değişiklikler ve yaşam standardındaki değişmeler gibi etkenler karşısında her yaşlı aynı tutum ve davranışı sergilemez. Bu tip etkenler karşısında yaşlı insanlar yaşam deneyimleri ve kişilik özelliklerine göre tutum ve davranış geliştirirler.

Yaşlılık döneminde yaşanan fiziksel ve psikolojik değişimlere karşı toplumun geliştirdiği tutum ve değerler vardır. Toplumsal açıdan yaşlanmanın anlamı ve yaşlıya karşı tutum ve davranışlar hususunda toplumlar arasında farklılık görülmektedir. Geleneksel toplumlarda, yaşlılar, ikinci kuşağın yetiştirilmesinde ve kültürün korunmasında ciddi toplumsal roller üstlenen, görmüş geçirmiş ya da birikmiş görgülere sahip “kültür bekçileri” bireyler olarak görülür. Etrafımızda bulunun yaşlılara ve yaşlılık dönemine karşı aklımızda oluşturduğumuz bazı yanlış kalıplar vardır. bunlar bilmek yerine daha işe düşünceler koymak yaşlılara bakış açımızı daha da farklılaştıracaktır. O kalıplardan bazıları ve alternatif düşünceleri şunlardır;

  • Yaşlının üretken değil tüketici olduğunun düşünülmesi

          Yaşlıların üretkenliği yaşlılıkta azalmış olsa da devam edebilir. Hastalık gibi engelleyici bir durum yoksa yaşlı bireyler üretime katılma istek ve eğilimindedirler. Dünyada çoks ayıda yaşlı aktif şekilde yaşamına devam etmektedir.

  • Yaşlanmanın önlenemeyeceği düşüncesi veya şifası olmayan bir hastalık olarak görülmesi

 İyi bir hayat felsefesi ile keyifli bir yaşlılık geçirilebilir. Yaş sağlıklı olmak için engel değildir. Düzenli olarak yapılan aktivitelerle 80-90 yaşında bile sağlıklı ve dinç olunabilir. Zihnen, bedenen ve sosyal olarak aktif olan yaşlılar daha zinde ve dinç kalmaktadırlar.

  • Yaşlıların akranları ile bir arada olma istekleri, gençlerle anlaşamayacakları düşüncesi

Yaşlıların kazanımları ve gençlere aktaracak deneyimlerinin fazla olması çok önemli bir özelliktir. Gencin bedensel enerjisi, dinamizmi, yaşlının bilgeliği ile bütünleşerek daha üretken ve yaratıcı toplum oluşturulabilir. Yaşlının çevresinde onun tecrübelerinden yararlanmak isteyen gençlerin varlığı yaşlıları çok mutlu edecektir.

  • Bellekte zayıflama, düşünme ve problem çözme gibi zihinsel yetilerde azalma ile kendini gösteren demans  ya da bunama yaşlılarda daha sık görülür.

          Yaşlıların hepsi bunamayı yaşamayabilir. Yaşam kalitesi yüksek ve üretkenliğini sürdüren ileri yaşlardaki bireylerde bunama görülme sıklığı düşüktür. Ayrıca unutkanlık yaşlılara özgü değildir. İnsanlar önceki gelişim dönemlerinde de unutkanlığı yaşayabilirler. Gençlerin unutkanlığı iş yükü, dalgınlıkla açıklanabilirken yaşlı bireylerde yaşlanmanın sonucu olarak görülür.

  •  Yaşlılıkta hoşgörü ve esneklik kaybının olduğu inancı

Tersine yaşam ve deneyimler yaşlıda hoşgörü ve esnekliği daha da artabilir. Hoşgörülü ve esnek olmamak yaşlılığa özgü değildir bir kişilik özelliğidir. Bununla, tahammülsüzlük kastedilir. Oysa bireyin toplumsal hayata bakış açısı ve uyum yetisi, hayat boyu oluşturmuş olduğu bireysel kişiliğiyle ilgilidir. Bu konuda yaşlı birey, yaşlılığından önce nasıl bir kişilik özelliğine sahipse bu dönemde deo özelliğini büyük ölçüde devam ettirir. Yani söz konusu kalıp yargı, sadece yaşlılık dönemiyle sınırlı değildir.

  • Yaşlılık döneminin öznel bir barış ve sükûnet çağı olduğu düşüncesi

Hâlbuki bu dönemde bireyler, fazla stres yaşarlar ve bu durum onlar için daha yıkıcı bir psikolojik etki gösterebilir.

  • Yaşama sevincinin yaşlılık döneminde kaybolacağı, gençlik yaşamın mutlu, yaşlılık ise mutsuz dönemi inancı

Yaşlılık sorunların olduğu bir dönemdir. Fakat yaşama sevinci kaybolmaz. Gerçekçi hayat felsefesine sahip olan birey en küçük şeylerden mutlu olabilir. Beklenti düzeyini yüksek tutan ihtiraslı yaşlılar hep daha fazlasını istediklerinden mutlu olamazlar.

Yaşlılarımıza bu önyargıdan bakmaktan ziyade onları topluma dahil edebilir, faaliyetlerine destek olabilirsiniz. Kendi yaşam enerjinizden onlara da bir miktar geçirmeyi deneyebilir, tecrübelerinden faydalanabilirsiniz. Kültür Bekçilerimizin gereken değeri görmesi dileğiyle sevgiyle kalın…

                                                                                            Psikolog / Aile Danışmanı

                                                                                            Ezgi TARHAN

Ezgi Tarhan
Ezgi Tarhanezgitarhan@polatlipostasi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

istanbul escorthalkalı escort

antalya escort