Aynı Ruha Sahip Olmanın Kıymeti Ölçülemez
Aynı Ruha Sahip Olmanın Kıymeti Ölçülemez
İbrahim KILIÇ

Aynı Ruha Sahip Olmanın Kıymeti Ölçülemez

Bu içerik 529 kez okundu.

Farklı zaman ve mekânlarda aynı şeyi düşünmek, aynı endişeyi paylaşmak, aynı duyguyu hissetmek tarifi zor fakat güzel bir duygudur.


Bu duygu dünyayı önceleyen, materyalist ve menfaat odaklı düşünenler için mümkün olmayabilir.


Ama dünyanın neresinde olursa olsun bu dünyanın geçici olduğunu bilip tüm hazırlığını ebedi bir âlem için yapabilenler için mukadderdir.


Farklı dillerde, farklı kökenlerde, farklı zaman ve mekânda aynı menba’dan beslenen kimseler için imkânsız diye bir şey yoktur. Edinilen bilgi, görgü o farklı kimselerin aynı ruhu taşımasına imkân verir.


Hani çok kullanılan bir terkip vardır: “Aklın yolu birdir” diye. 


İşte bu tam da benim anlatmak istediğim mevzuya kaynaklık ediyor. Ama bir farkla; Aynı inanç ve idealleri paylaşanlar için aklın yolu birdir.


İster Türkçe konuşsun, ister Arapça yazsın, ister Kürtçe düşünsün ya da isterse Afrika’nın bilinmeyen bir kabilesinin lehçesi ile olsun farklı zaman ve mekânda aynı şeyi düşünmek, aynı endişeyi paylaşmak, aynı duyguyu hissetmek, aynı frekansı yakalamak pek âlâda mümkün.


Bu öyle bir şey ki, hayatları boyunca hiçbir yerde karşılaşmayan ve de belki de karşılaşmayacak olan dünyanın iki farklı ucunda yaşayan iki farklı insanın kelimesi kelimesine aynı cümleyi kurabilmesidir.
Akademik anlamda çokça revaçta olan “intihal”den çok farklı bir şey benim kastettiğim.

 
Bir şeyin İntihal (daha açık bir deyimle aşırma/alıntı/hırsızlık)olup olmadığının tespiti eski dönemlerde zaman ve imkânlardan dolayı çok zordu.


Günümüz teknolojik gelişmeleri ile bunu tespit etmek kolaylaştı ama benim kastım bütün bunlar değil.
Bazı kimseler okudukları veya duydukları bir kelimeden esinlenebilir ve kendi bilgi birikimleri ile orijinal görüşler serdedebilirler.


Zaten dünyanın yuvarlaklığını yeniden keşfetmek diye günümüzde bir olay yoktur. 


Farklı bakış açısı getirmek pek âlâda mümkündür.


Dünyanın yaratılışının tarihini kesin olarak bilemiyoruz. 


Aklımızın erdiği, bilgilerimiz ölçüsünde kutsal kaynaklara da başvurarak dünyanın ilk yaratılışından günümüze binlerce yıl geçtiğini söyleyebiliriz.


Bu geçen binlerce yılda milyarlarca insanın yaşayıp öldüğü de muhakkak. 


Yani normalde tamamen orijinal yeni bir sözün ilk defa söylenmesi imkânsızdır.


Bizden önce yaşayanların aklımızın bile alamayacağı, hayal edemeyeceğimiz sayıda fikri vuku bulmuş ve bizden sonra kıyamet kopana dek bu döngü devam edecek.


Hayatın ve zamanın değişen şartlarına göre bazı gerçeklerin yeniden ifadesini önemsiyorum. 


Başka önemli bir nokta da “siz ne kadar bilirseniz bilin, sizin bildikleriniz muhatabınızın anlayabildiği kadardır” önermesidir.


Üstelik bu dünyada herkesin dahi olması, en güzel yazıları yazması ve de en güzel cümleleri kurması da gerekmez.


Önemli olan söylediklerinizin ve yazdıklarınızın çok sayıda kimse tarafından okunup önemsenmesi ve anlaşılması değil, bıkmadan usanmadan başkaları ile aynı şeyleri farkında olmadan söylüyor ve yazıyor olsanız bile inanç ve idealleriniz doğrultusunda fayda gördüğünüz hususları ifade etmeye devam etmenizdir.


Tek gerekli olan aynı inanç ve ideallere sahip olup aynı endişeleri taşımaktır.


Gönlünüzden güzellikler eksik olmasın, dostça ve sevgi ile kalın.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
TARIM İŞÇİLERİNİN KALDIĞI ÇADIR KENTLER BAŞTAN AŞAĞI DEĞİŞİYOR!
TARIM İŞÇİLERİNİN KALDIĞI ÇADIR KENTLER BAŞTAN AŞAĞI DEĞİŞİYOR!
Bayram Tatilinde Trafiğe Sıkı Denetim
Bayram Tatilinde Trafiğe Sıkı Denetim