Dünyanın Sayılı Üniversiteleri Arasındayız


Dünyanın Sayılı Üniversiteleri Arasındayız

Merhabalar, Bu gün itibariyle sizlere üniversitelerimiz hakkında da bilgiler vermeye çalışacağım. İlk olarak eğitim konusunda her daim desteklerini esirgemeyen Atılım Üniversitesi ile tanıtımlarıma başlamak istiyorum. Atılım Üniversitesi Rektörü sayın Pro

Dünyanın Sayılı  Üniversiteleri  Arasındayız
Bu içerik 600 kez okundu.
 
Yirmi yıl önce iyi üniversite olma hedefiyle kurulan Atılım Üniversitesi’nin bugün dünyanın sayılı üniversiteleri arasına girmeyi başardığını dile getiren Atılım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ, sıralamalar değişse de ilk 500 üniversite içinde olmanın önemli olduğunu vurguladı. Atılım Üniversitesi bu yıl kuruluşunun 20. yılını kutluyor. Mevcut beş fakültesine yeni akademik yılda Sağlık Bilimleri Fakültesini ekleyecek olan Atılım Üniversitesi son yıllarda uluslararası üniversite sıralamalarına giren az sayıda Türk üniversitesinden birisi. Atılım Üniversitesinin başarılarını, yükseköğretimin gelişimini ve üniversite-sanayi işbirliğini Atılım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ ile konuştuk.
 
Atılım Üniversitesinde iki yıldır rektörlük görevini yürütüyorsunuz. Öncelikle Atılım Üniversitesinin bugüne gelişini özetler misiniz?
 
Atılım Üniversitesi 1997 yılında kurulmuş bir üniversite. Bu sene 20. yılımızı kutluyoruz. Kurulduğu günden beri mütevelli heyetinin koyduğu hedef Atılım Üniversitesini iyi bir üniversite yapmak. İyi bir üniversitenin birçok bileşeni var: iyi öğrenci, iyi araştırma, iyi öğretim üyesi, güzel bir kampüs. Bütün bunlar bir araya geldiği zaman iyi bir üniversite ortaya çıkıyor. Atılım Üniversitesi 20 yıl içerisinde fiziki altyapısını büyük ölçüde tamamlamıştır. Küçük, şirin ama birçok fonksiyona sahip bir kampüsümüz var. Yirmi yıl önce konulan hedefler bugün Atılım Üniversitesinin dünyanın sayılı üniversiteleri arasına girmesi sonucunu doğurdu. Ne mutlu ki bu benim rektörlük dönemime denk geldi. Geçtiğimiz yıl dünyanın ilk 500 üniversitesi sıralamasında Türkiye’den 4. üniversite olarak yer aldık. Daha sonra 50 yaşın altındaki 200 üniversite sıralamasında dünyada 62. sırada yer aldık. Geçtiğimiz ay Asya üniversiteleri sıralamaları açıklandı. Asya dediğiniz zaman Güney Kore, Japonya, Çin, Hindistan gibi ülkelerin üniversiteleriyle yarışmak durumundasınız. Orada da 98. sırada yer aldık. Sıralama değişebilir ama hep ilk 500’ün içinde kalmak önemli. Bu, şu anda üniversitemizin her bir birimine görevler, sorumluluklar yüklüyor. Tabii, bu başarıyı sürdürebilir kılmak için önemli projeler hayata geçirmeniz lazım. Bu bağlamda öncelikleriniz nelerdir?
Bu sıralamalarda nelerin etkili olduğuna bakmak gerekiyor her şeyden önce. Bu sıralamalar aslında son 15-20 yılın ürünü. 2000 yılından önce dünyada bu kadar geniş çaplı sıralamalar yapılmıyordu. Sıralama faktörlerinde çok ciddi değişim oluyor yıldan yıla. İlk başta sadece yayın ve atıf üzerinden sıralamalar yapılıyordu. Şimdi bu çok genişledi. Örneğin, üniversite olarak sizin nasıl algılandığınızı ölçüyorlar. Öncelikle üniversitenin uluslararasılaşması gerekiyor sıralamalardaki yerini yükseltmesi için. Uluslararası öğrenci sayısı bir kriter haline geldi değerlendirmelerde. O yüzden daha çok yabancı öğrencisi olan üniversiteler sıralamalarda daha üst sıralarda yer bulabiliyorlar. Onun dışında işte sanayi ile işbirliği var. Sadece yayın sayısı değil, bu yayının pozitif bir çıktıya dönüşmesi bir kriter haline geldi. Eğitim önemli bir hale geldi. Üniversitenin öğrenciden elde ettiği gelir kriter olarak vakıf üniversitelerinin devlet üniversitelerinden daha öne geçmesinde etken oldu. Sahip olduğunuz doktora programlarının ve doktora mezunlarının sayısı da bir diğer kriter haline geldi. Muhtemelen bu kriterler de önümüzdeki yıllarda revizyondan geçecek. Bu sıralamaları yapan kuruluşlar en doğru sonuçları elde etmek için bir arayış içerisindeler. Dolayısıyla sıralamalarda buna bağlı dalgalanmalar olabilir. Biz de yukarıda saydığım kriterlere göre birçok kulvarda kendimizi iyileştirmek durumundayız.
Üniversitelerin uluslararasılaşmasında akreditasyonların önemi de büyük. Siz bu konuya nasıl bakıyorsunuz?
 
Türkiye’de herhalde akreditasyon çalışmalarını ilk başlatan kişiyimdir. ODTÜ’de Mühendislik Fakültesi Dekanlığı yaptığım dönemde başlayan süreç hakikaten çok hızlı gelişim gösterdi. İşte Fen Edebiyat Fakülteleri programları değerlendirme kurulu, mimarlık fakülteleri değerlendirme kurulu, tıp ve veterinerlik değerlendirme kurulları vb. kuruluşlar oluştu ve YÖK bunları destekler hale geldi. 
 
İlk başta çekimser olan YÖK, akreditasyonun, üniversitelerin eğitim kalitesinin artırılması açısından son derece önemli olduğunun bilincine vardı ve çok ciddi destekler sağladı. O yüzden Türkiye’de akreditasyon değerlendirme artık uluslararası olmaktan çıkıp ulusal boyuta taşındı. Atılım Üniversitesinde Mühendislik Fakültesinde 6 program akredite durumda, önümüzdeki yıl 2 program için daha akreditasyon başvurusunda bulunduk; bu sayı 8’e çıkacak. Aralık ayında Fen-Edebiyat fakültemizin Mütercim Tercümanlık bölümü akredite edildi. Bu sene mimarlık programımız için başvurduk. Yabancı dil hazırlık eğitimimizde bu sene ciddi bir değişim yaptık akreditasyon için. Orada uluslararası kuruluşlara başvurmak zorundayız, çünkü Türkiye’de yabancı dil hazırlık eğitiminde akredite eden bir yapı henüz mevcut değil. Hedefimiz 3-4 sene içerisinde bütün programlarımızı akredite etmek olacak.
 
Atılım Üniversitesi daha çok hangi bölümleriyle kendini ön planda tutuyor?
Atılım Üniversitesinde mevcut beş fakülteye (Fen-Edebiyat, Hukuk, İşletme, Mühendislik, Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık) Sağlık Bilimleri Fakültesi yeni eklendi. İlk yıl Beslenme ve Diyetetik ve Fizyoterapi bölümleriyle eğitime başlayacağız. Mühendislik fakültesinde 13 farklı program var. Bunların önemli bir kısmında sanayi işbirlikleri var; araştırmalar, projeler yapılıyor. Üniversitemiz bünyesinde Kalkınma Bakanlığı desteği ve üniversitemizin katkılarıyla kurulmuş bir Metal Şekillendirme Mükemmeliyet Merkezi var. Bu merkez savunma sanayii ve otomotiv sektörüne yönelik araştırmalara odaklanmıştır. Savunma sanayii araştırmaları öndedir. Çünkü savunma sanayimizin Aselsan, TEİ, TAİ, Havelsan, Roketsan gibi birçok önde gelen kuruluşu Ankara’dadır. Biz bu kuruluşların tamamıyla Savunma Sanayi Müsteşarlığının Savunma Sanayii için Araştırmacı Yetiştirme Programı kapsamında anlaşma yaptık. Diğer taraftan İşletme Fakültemizin belli bağlantıları var. 
 
Havacılık ile ilgili de eğitim veriyorsunuz…
 
Dört yıllık Sivil Havacılık Yüksekokulumuz var. Orada 4 bölümümüz var: uçak gövde-motor bakımı, uçak elektrik-elektronik, havacılık yönetimi ve pilotaj. Bu bölümler teknisyen ve pilot yetiştiriyor. Esenboğa Havalimanında, içinde birkaç küçük uçak bulunan kendimize ait bir hangarımız var. Öğrencilerimiz laboratuvar çalışmalarını orada yapıyorlar. Hedefimizde birkaç yıl içinde kendi uçuş okulumuzu açmak bulunuyor. O konuda da belli mesafeler kat ettik.
 
Türkiye’de yabancı dil eğitimi tüm eğitim sistemimizde tartışılan sorunlu bir konu. Siz de İngilizce eğitiminde bildiğimiz kadarıyla Türkiye’de ön planda olan üniversitelerinden birisiniz. Siz farklı bir şeyler yapıyor musunuz bu alanda?
 
Tabii, işin esasından başlarsak Türkiye, orta eğitim düzeyinde yabancı dil, özellikle de İngilizce öğretemeyen az sayıda ülkeden birisidir. Herhangi orta halli Asya veya Afrika ülkesinin gençleri yabancı dil konuşabiliyorlar. 
 
Türkiye çok sayıda öğrencisi ve yetersiz öğretmen kadrosu nedeniyle bunu beceremiyor. Bir neden de öğrencilerin temel hedefinin İngilizce öğrenmek değil de üniversite sınavını geçmek olması. O yüzden de lise bitinceye kadar, özel kolejlere gidenler hariç,  hiçbir öğrencinin aklına bir yabancı dil öğrenmek gelmiyor. Dolayısıyla yabancı dil öğrenmek için herkesin buluştuğu yer üniversiteler oluyor.
Türkiye’de vakıf ve devlet olmak üzere üniversitelerin sayısı 200’e yaklaştı. İş dünyası küresel rekabette var olmak için üniversite-sanayi işbirliğine here geçen gün daha da güçlü vurgu yapıyor. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?
 
Bizim ülke olarak belki doğudaki ülkeleri örnek almamız lazım. Güney Kore, Japonya, Çin, Hindistan gibi ülkelerde devlet bu konularda çok ciddi planlamalar yapıyor ve ciddi stratejiler takip ediyor. Bu stratejiler ve planlar doğrultusunda kararlar alıyor, belirli sektörler seçiliyor ve üniversiteler bu sektörlere yönlendiriliyorlar. Üniversiteler de bu alanlarda insan yetiştiriyor ve kümeleşmeler oluşturuluyor. Devlet sanayiye ve üniversitelere destek sağlıyor. Özellikle sanayinin üniversiteye gitmesi için destek veriyor. Bizde de TÜBİTAK programları var ama maalesef onlar kadar planlı, hedef odaklı değil. Bugünlerde daha yeni hususlar telaffuz edilmeye başladı. TÜBİTAK Başkanı AR-GE destek programı çerçevesindeki öncelikli alanların daraltılacağını söyledi. Keza, Cumhurbaşkanlığı ile YÖK ortak projesi kapsamında yerel sanayi ile bütünleşecek öncelikli 5 üniversite tespit edildi. Yine aynı şekilde dünya çapında araştırma üniversiteleri tespit edilecek ve onlara özel destek sağlanacak.
Peki, 4. Sanayi Devrimi konusunda Türkiye’deki kurumlara, kuruluşlara düşen görevler nelerdir?
Bence öncelikli görev devlete düşüyor. Devletin öncelikli alanları, sektörleri belirlemesi, planlaması lazım. Teknoloji alanında hangi firmalar desteklenecek, Türkiye dünyada hangi sektörlerde rekabetçi olabilir? Kendi uçağımızı, kendi arabamızı üretip satabilir miyiz? Bu ve benzeri konuların çok iyi analiz edilip planlanması gerekiyor. 
 
Son olarak üniversite tercih dönemine yönelik mesajınızı almak isteriz…
 
Öğrencilerimiz maalesef sınav sonuçlarında çok fazla kendi puanlarının esiri haline geliyorlar. Önlerindeki 25-30 yıl icra edecekleri bir mesleği tercih edecekler aslında. Sevmeyecekleri bir mesleği sırf puan esaretinden ötürü ya da anne baba, arkadaş, öğretmen baskısından ötürü seçmemeleri gerekiyor. Başarısızlığın temelinde en belirgin gördüğüm şey yapılan işi sevmemektir. Dolayısıyla sadece puan tuttuğu için herhangi bir programa gidilmemeli. Bir meslek sevildiği ve icrası kişiyi mutlu edeceği için seçilmeli. O yüzden meslekler hakkında çok iyi bilgi sahibi olsunlar ve bu meslekleri öğrenebilecekleri iyi üniversiteyi seçsinler. Bunu yaparken uluslararası üniversite sıralamalarına da mutlaka göz atsınlar. 
ANKARA POLATLI HABER ATILIM ÜNİVERSİTESİ
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
TARIM İŞÇİLERİNİN KALDIĞI ÇADIR KENTLER BAŞTAN AŞAĞI DEĞİŞİYOR!
TARIM İŞÇİLERİNİN KALDIĞI ÇADIR KENTLER BAŞTAN AŞAĞI DEĞİŞİYOR!
Bayram Tatilinde Trafiğe Sıkı Denetim
Bayram Tatilinde Trafiğe Sıkı Denetim