Dr. Yüzgeçer Koroner Arter Hastalığını Anlattı


Dr. Yüzgeçer Koroner Arter Hastalığını Anlattı

Özel Polatlı Can Hastanesi Kardoloji Uzmanı Doktor Hüseyin Yüzgeçer koroner arter hastalığını ve belirtilerini anlattı.

Dr. Yüzgeçer Koroner Arter Hastalığını Anlattı
Bu içerik 624 kez okundu.

 Koroner Arter Hastalığının, kalbe kan ve oksijen sağlayan ince damarların artarak daralması ile oluşan bir hastalık olduğunu ifade etti.

Dr. Yüzgeçer ; “Genellikle yağlı bir maddenin oluşturduğu plaklar (ateroskleroz) nedeniyle oluşur. Koroner arterler daraldıkça, kalbe giden kan gittikçe azalır, hatta kesilebilir. Bu hastalık göğüs ağrısı, nefes darlığı, kalp krizi gibi belirtilere sebep olur. Diğer isimleri koroner arter hastalığı ve aterosklerotik kalp hastalığıdır. Koroner arterler kalbin etrafını çevreleyerek kalbin beslenmesini sağlayan atardamarlardır. Beslenme bozukluğu, aşırı yemek yeme, yağlı beslenme, hareketsiz bir yaşam sürme gibi nedenlerden dolayı yediğimiz yiyeceklerin yan maddeleri damarlarda birikir. Damar duvarı elastik yani genişleyebilen bir yapıdadır. Bazen damardaki kan miktarı artar fakat bu bize basınç artışı olarak dönmez. Örneğin, tuzlu bir şeyler yediğimizde dengeyi sağlamak için vücudumuz su tutar. Fakat kan basıncı (tansiyon) hemen artmaz. Çünkü damar esnemiştir ve artmış kan miktarını dengelemiştir. Öyleyse sorun nedir ve nerdedir? Sorun bu damarların yapısının bozulmasıdır. Yani beslenme alışkanlığının bozuk olmasıdır. Belli bir yaşa gelince bu biriken yan maddelerden dolayı damar duvarındaki kaslar görevlerini yerine getiremez. Yani esneyemez. Zamanla damar tıkanır ya da daralır. Kalbe yeterince kan ve oksijen gitmez. Bu durumda koroner arter hastalığı dediğimiz sorun ortaya çıkar.” dedi.

RİSK FAKTÖRLERİ VE ÖNLENEBİLİR RİSK FARKTÖRLERİ

Yüzgeçer; “Yaşın ileri olması, erkeklerde 45, kadınlarda 55 yaş üzeri ve postmenapozal (adetten kesilme sonrası) dönemde olmak. Cinsiyet, koroner kalp hastalığı daha çok erkeklerde görülür. Kalıtım; Ailede bu hastalığın bulunması.” şeklinde konuştu. Önlenebilir risk faktörlerini ise Yüzgeçer; “Sigara kullanımı, hipertansiyon; Kan basıncının ( 140 / 90 mmHg'dan ) yüksek olması, kandaki "HDL Kolesterol" düzeyinin ( 35 mg/dL'den ) düşük olması, kandaki LDL  kolestrol  düzeyinin yüksek olması, DİABET, diğer risk faktörleri; Şişmanlık, hareketsiz yaşam, gut hastalığı, aşırı alkol ve kahve tüketimi, hiperkalsemi (kan kalsiyum düzeyinin yüksek olması), kadınlar için oral kontraseptif (doğum kontrol hapı) kullanımı.” dedi.

GÖĞÜS AĞRISI EN SIK GÖRÜLEN BELİRTİLERDEN BİRİ

Kardoloji Uzmanı Yüzgeçer; “Belirtiler belirgin olabilmekle birlikte uzun süre şikayet olmaksızın, sessiz seyredebilen bir hastalıktır. Göğüs ağrısı en sık belirtidir. Kalbe kan ve oksijen sevkinin azalmasına bağlıdır. Ağrının şiddeti kişiye göre değişir. Ağrı tipik veya atipik olabilir. Tipik göğüs ağrısı, göğsün orta yerinde baskı veya sıkışma tarzında, eforla veya stres ile ortaya çıkar, istirahat ile azalır. Atipik göğüs ağrısı karında, sırtta, sol veya sağ kolda, boğaz veya çenede olabilir. Keskin ve değişken karakterde olabilir. Kadınlarda daha sık rastlanmaktadır. Göğüs ağrısının tipik olması ve kişinin yaşı koroner kalp hastalığı olasılığını tahmin etmemize yarar. Örneğin tipik göğüs ağrısı olan 65 yaşında bir kadının koroner kalp hastalığı olasılığı %91 iken, atipik anginası olan 55 yaşında bir kadının olasılığı %32’dir. Koroner kalp hastalığının diğer belirtileri nefes darlığı, sersemlik hissi, soğuk terleme ve bulantıdır. Kalp krizi (infarktüs) bazen, koroner kalp hastalığının ilk belirtisi olabilir. Kalbi besleyen damarın tamamen tıkanması veya yağlı plaktan kalp kasına parçalar atması nedeniyle oluşur. Bu durumda göğüs ağrısı daha şiddetlidir, istirahatle geçmez, bulantı ve terleme eşlik edebilir. Derhal en yakın hastaneye başvurulması gerekmektedir. Tanı kalp damarlarının görüntülenmesiyle konuluyor. Koroner arter hastalığının kesin tanısı “koroner anjiyo” olarak adlandırılan kalbin damarlarının görüntülenmesi ile konulmaktadır. Son yıllarda bilgisayarlı tomografi ile de görüntü alınsa da “altın standart” kasık ya da kol atardamarından girilerek yapılan klasik anjiyodur. Tanısal anjiyo sonucunda hastaya tedavi seçeneklerinden uygun olanı önerilmektedir. Tıbbi tedavi: Bu tedavi seçeneği genellikle hastanın damar yapısının herhangi bir girişimsel müdahaleye gerek olmadığı ya da cerrahi veya stent işlemlerinden yeterli faydanın sağlanamayacağı hallerde önerilmektedir. Balon veya stent. Böyle bir girişim, genellikle hastanın damar yapısındaki darlığın bu tedavi yöntemine uygun olduğu ve yeterli kazanımın sağlanacağı durumlarda ya da cerrahi tedavi riskinin çok yüksek olduğu vakalarda önerilmektedir. Koroner bypass: Cerrahi tedavi ise genellikle hastanın damar yapısına bir girişimin gerekli olduğu ve hastanın en düşük riske karşın en yüksek kazanımının cerrahi tedavi ile olduğu durumlarda önerilmektedir. Koroner bypass, darlık olan bölgenin daha ilerisine kanı götürmek amacı ile yapılan bir köprüleme işlemidir. Bu işlem bir açık kalp ameliyatı olarak yani kalbi durdurarak yapılabileceği gibi, kalbi durdurmadan çalışan kalpte de yapılabilmektedir. Kesi klasik olarak her iki meme arasından orta hatta olabileceği gibi küçük ya da yandan da olabilmektedir. Yöntem seçiminde temel hedef, hastanın genel durumuna ve riskine uygun olarak en faydalı aynı zamanda da en risksiz ameliyatı gerçekleştirmektir. İşlem sonrasında hastaların büyük bir çoğunluğu, 5-7 gün içinde taburcu olarak sağlıklı bir şekilde gündelik hayatlarına dönebilmektedir.” İfadelerini kullandı.

HASTALIĞIN SEYRİ

Doktor Yüzgeçer, koroner kalp hastalığı bu safhalara gelinmemesi için zamanında teşhis konulup tedavi edilmelidir; en güzeli ise şüphesiz, daha hiç bu rahatsızlıklar yokken risk faktörlerinin belirlenip bunlardan mümkün olduğunca korunmaktır. Özellikle belli bir yaştan sonra düzenli aralıklarla kalp muayenesi, tansiyon ölçümleri ve check-up yaptırmak hayati önem taşıdığını ifade etti.

KORONER KALP HASTALIĞINDAN KORUNMA

Yüzgeçer, yaş, cinsiyet, kalıtım gibi unsurlardan kaçamayacaklarını ifade ederek şunları söyledi; “Kadınlarda menapozu geciktirici ilaç kullanmak ise (bu ilaçların dolaylı olarak koroner kalp hastaları oluşumunda rol oynaması nedeniyle) sakıncalıdır.  Önlenebilir risk faktörlerini dikkate almak ve koroner kalp hastalığından korunmak ise bizim elimizdedir. Sigara bırakılması, Hipertansiyon tuz kullanımı kısıtlanarak ve ilaçlarla kontrol edilebilir. Diabet (şeker hastalığı) diyet ve ilaçlarla kontrol altına alınabilir. Alkol ve kahve kullanımı azaltılmalıdır.  Değiştirilebilir faktörler içinde önlenmesi belki de en zor olanı strestir. Kişinin kendi iradesi, çevre ve ailesinin yardımı, gerekirse psikiyatrist ve psikologların tedavisi ile stres yenilebilir. Sürekli stres altında kalan kişiler öncelikle stresin nedenlerini düşünmeli, bunları ortadan kaldırmaya çalışmalı veya bunlardan mümkün olduğunca uzak durmalıdır. Bir çeşit kan yağı olan kolesterol total (toplam) düzeyinin azaltılması ve kolesterolün bir alt ünitesi olan HDL-Kolesterol düzeyinin artırılması diyet ve (gerekirse) ilaçlarla sağlanabilir. LDL kolestrol için diyet ve ilaç tedavisi başlanması. Şişmanlık da önemli bir risk faktörüdür. Zayıflamak için çeşitli yöntemler kullanılabilir: Diyet, düzenli spor ve egzersiz, cerrahi tedavi (ameliyat). Bunlar yapılırken dikkat edilmesi gereken nokta kiloların yavaş yavaş ve uzun zamanda verilmesidir; unutulmamalıdır ki hızlı verilen kilolar yine hızlı bir şekilde yerine gelebilir. Hareketsiz (sedanter) yaşamdan mümkün olduğunca kaçınmalı; örneğin yakın mesafeler için araba kullanmamalı, asansör yerine merdivenleri tercih etmeli, her gün düzenli yürüyüşler ve egzersizler yapmalıdır. Yalnız sporu yaşımıza ve bünyemize göre yapmalı, vücuda aşırı yüklenmemelidir. Gut hastalığı varsa hekimin vereceği ilacı düzenli kullanmalı, protein diyetine uyulmalıdır. İçme suyumuz yeterli sertlik seviyesinde olmalıdır, ancak aşırı sert sular da kullanılmamalıdır (böbrek, mide vb rahatsızlıklara sebep olur) . Hiperkalsemi (kan kalsiyum düzeyinin yüksek olması) kan tahlillerinde saptanmışsa doktora başvurmalıdır, kontrol altına alınmalıdır. Kadınların oral kontraseptif denen doğum kontrol haplarını uzun süreli kullanmaları koroner kalp hastaları açısından sakıncalıdır, mümkünse diğer doğum kontrol yöntemleri kullanılmalıdır. Bu ilaçlar kullanılmadan önce hekime danışmada fayda vardır.”

ANKARA POLATLI HABER ÖZEL CAN HASTANESİ DOKTOR HÜSEYİN YÜZGEÇER
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Kaymakam Tunçer'den Anlamlı Bayram Mesajı
Kaymakam Tunçer'den Anlamlı Bayram Mesajı
Ak Parti Milletvekili Akdoğan Sel Bölgesini Gezdi
Ak Parti Milletvekili Akdoğan Sel Bölgesini Gezdi