Ciddi bir kriz yaşıyoruz!





Hem de o kadar ciddi ki, pek çok





esnafın dükkanları devren satılık.





Kredi üstüne kredi çekmeye,'
o bankadan o bankaya kredi kartıyla borç 'yapıp borç kapatmak yerine tabir-i caiz ise
takla attırıyor.





Üstelik borçları bitirmek yerine daha da çok borçlanıyor!





Ancak bu ekonomik daralma veadı kriz değil!





Lütfen, tespiti iyi yapalım.Teğet geçen krizler az ötede,





Avrupa’da, uzak doğuda yaşanıyor. Bizde ki ekonomik daralma.





Ekonomi de küçülme yada daralmaya resesyon deniyor.





Ülke ekonomisindeki büyüme,





nüfusunun altında olması sebebiyle kişi başı milli gelir





oranını yerinde sayması durumu yani.





Kriz de neymiş!





Doğru tespit yapın biraz!





Şimdi bir bakılım bizde ki resesyon yani, ekonomik daralma belirtileri
var mı yoksa krizde miyiz?





Bakın kriz demiyorum!





İnsanların alım gücü düştü.





İşsizlik oranları hat safhada.





Esnaf Bağ-Kur primi ödeyemiyor .Pek çok işyeri satılık.





Kredi faizlerine güç yetmiyor. Çiftçi ürününden para
kazanamaz hale geldi.





Mazota güreye işçi maliyetine sürekli zam var. İnşaat
sektöründe yeni proje başlamıyor,





'bırakın yeni projeyi eldekiler
satılmıyor.





Marketlerde 1
kg çay 3 ayda yüzde 28 zamlanıyor.





Patatese, soğana, salatalığa, biberi artık internette yemek
tariflerinde





görür hale geliniyor. Kışlık kurutma mı?' Hak getire.





Şimdi tüm bu tablodan sonra, sizce kriz mi var?





Yoksa resesyon mu?





Bir krizin oluşması yada yaşanması





için başka neler olmalı?





Siyasetçisi, sivil toplum temsilcisi





yada meslek odası başkanlarının





bir kaçı dışında hangisinden “ekonomi kötüye gidiyor hey
hat,





artım bir dur deyin” açıklaması gördük?





Hiç..Şöyle bakınca kendimi felaket telallı gibi hissettim.





Yahu bunları bilen sadece ben miyim, yoksa herkes aynı
şeyleri görüp sadece susuyor mu?





Tabi bunun yanında biz vatandaş kesimi olarak da ciddi
savurganlık içindeyiz. Ekonomik kriz' yada
daralma her heyse bir yana, bir de vatandaş yönünden bakmak gerek.





Asgari ücretli bir vatandaşın elinde 4 bin liralık telefon,
100 dekar arazi eden çiftçide 250 bin





liralık traktör,' yaz
tatilinde uçuk rakamlara tatiller vs vs. Acaba çok mu çok tüketici olduk? Elimizdeki
korumaktan başka bir mücüadele içinde değiliz, bırakın birikim yapmayı.





Böyle bir durumda ne krizi! Lütfen sağ duyulu olun, kriz
falan yok teğet geçen daralma var!





POLATLI NE ALEMDE!





Polatlı’ya döndüğümüzde ise 3-5





temel sorun hala çözülemedi.





Onlarca yıldır üstelik.





Trafik adeta mezbelelik, çözüm ise bir türlü bulanamıyor. Çözüm
içinde zaten çok çaba da harcanmıyor gibi. Çevre temizlik ve hassasiyet konusunda
ödül verilse,' Polatlı





heralde her yıl en kötü şehir 'ödülünü alır. İşsizlik sorunu ülke genelindeki
gibi Polatlı misali büyüyen kent sisteminin en büyük sorunu.





Sahi Ahilik Haftası’nda herhangi bir programımız olacak mı?





Yoksa esnaf temsilcileri de derin ve uzun bir uykuda mı? Gerçi
kutlama yapacak hal yok!